Anne sadece çocuk
doğuran kadına
denmiyor...
Ne kadınlar var,
evlatlarına zalimce
eziyet eden...
Ne kadınlar var,
çocukları olmadığı halde
o yüce duyguyu
yüreğiyle yaşayan...
Bugünkü öykümü,
rahmetli anneme
ithaf ediyor ve
büyük küçük demeden
gerçek annelerin
ellerinden öpüyorum...
* * *
Karısı Ayşegül ü 3 yıl önce bir trafik kazasında kaybetmişti.
5 yaşındaki kızı Elif le birlikte yaşayan Kartal,
ablasının ısrarıyla aynı işyerinde çalıştığı Fatma ile
evlenmişti. Her ikisi de çok mutluydu. Fatma,
Elif i öz kızı gibi seviyordu. Taa ki hamile kalıncaya dek. Fatma daki
değişim, Kartal ın da dikkatini çekiyordu ama
huzursuzluk olmasın diye ses çıkarmıyordu.
Fatma, işyerinden ücretsiz izin almış, ev kadını olmuştu.
Kartal, o gün fabrikadan erken çıktı. Alışverişini yaptı,
eve döndü. Karısı onu her zamanki gibi çok sıcak karşıladı.
Gözleri Elif i aradı. Fatma, Odasında dedi. Kartal, doğruca Elif in odasına gitti. Kızının
gözleri yaşlıydı. Ne oldu yavrum? diye sordu. Elif, bir şeyi olmadığını söyledi.
Kartal, o günden sonra her eve geldiğinde kızını üzgün görmeye başladı. Karısına, Elif i hep üzgün görüyorum. Neden böyle hep üzgün? diye sordu. Karısı, Elif in gün boyu sokakta oynadığını ve hep eve ağlayarak döndüğünü söyledi. Elif, Fatma nın dediklerini duymuştu. Babası yanına geldi,
Kızım, arkadaşların seni dövüyor mu? dedi. Elif cevap vermedi. Başını eğdi.
Öğle saatleriydi. Kartal ı fabrikada çalıştığı sırada, ustabaşı Rıfkı, yanına çağırdı. Fatma, telefondaydı. Elif, yemeğe gelmemişti. Her zaman oynadıkları yerde de yoktu. Kızımı çaldılar mı? diye ağlarken, Kartal, ustabaşının odasında yığılıp kalacaktı. Ustabaşı Rıfkı, onu otomobiliyle evine gönderdi. Karısının iki gözü iki çeşmeydi.
Kartal, Elif in mahalledeki arkadaşlarının evlerine gitti, kızını sordu. Hiç kimse görmemişti. Bakkal Rıza,
Fırıncı Remzi ve Kasap Şevki de her gün dükkanlarının önünde oynayan
Elif i o gün hiç görmemişlerdi.
Kartal, karakola gitti. Kızının kayıp olduğunu söyledi. Polisler, kayıp kızın fotoğraflarını
merkeze geçti. Küçük kızın, organ mafyası tarafından kaçırılmasından
cinsel tacize uğramasına kadar her türlü ihtimal üzerinde duruluyordu. Ertesi gün, gazetelerde Elif in esrarengiz biçimde kaybolduğu yazıyordu. Elif in fotoğrafı da birinci sayfalarda yer almıştı.
Bir hafta kadar oldu. İl Jandarma Komutanlığı na
gelen bir ihbarda, küçük kızın Efirli köyünde olduğu bildirildi. Jandarma timleri, köye gitti. Köy muhtarı Cevat ı da yanlarına alarak, küçük kızın bulunduğu eve hareket ettiler. Elif, bahçede oynuyordu. Çok mutluydu.
Jandarmalar şaşırmıştı. Kaçırılan bir kız böyle mutlu olur muydu? Evin kapısında onları orta yaşlarda
nur yüzlü bir kadın karşıladı. Bu kadın Nurten Hanımdı. Onlara çay ve pasta ikram etti. Jandarmalar daha da şaşırmıştı. Böyle bir kadın, Elif i neden kaçırmıştı. Nurten Hanım, Elif i köye getirişinin öyküsünü anlattığında, TİM Komutanı Astsubsay Kemal, ağlamamak için kendini zor tuttu. Askerler ve muhtar Cevat da ondan farklı değildi. Nurten Hanıma, şikayet olduğunu ve karakola kadar gitmek
zorunda olduklarını söylediler. Nurten Hanım,
Elif le birlikte minibüsün ön tarafına oturtuldu. Jandarma Karakolu na geldiklerinde,
durum şikayetin yapıldığı polis merkezine bildirildi. 15 dakika sonra
polis ekibi, Nurten Hanımla Elif i almaya geldi. TİM Komutanı
Kemal, bütün olup bitenleri bir çırpada Başkomiser Yavuz a anlattı. Yavuz, mert adamdı. İçi sızladı. Nurten Hanımın elini öperek, onu nazikçe ekip minibüsüne davet etti. Nurten Hanım ve Elif, aracın önündeydi. Bir ara aracı kullanan polis Mertan, alaycı biçimde Bu muymuş kızı kaçıran
dediğinde Başkomiser Kemal, Düzgün konuş o gerçek bir hanımefendidir diyerek onu azarladı. Mertan da başkomiserin bu davranışına bir anlam veremedi.
Karakola geldiklerinde, gazeteciler de kapıda bekliyordu. Başkomiser Kemal, Nurten Hanıma
arabada beklemesini rica ettikten sonra aşağıya indi. Gazetecilere ne dediyse
hiçbiri ne deklanşöre bastı ne de kameralarını açtı. Hepsi birden karakolun önünden uzaklaştı. Nurten Hanım, başkomiserin odasına girdiğinde; Kartal ile eşi Fatma, onları bekliyordu. Kartal,
Nurten Hanımı görünce şaşırdı. Çok sevdiği komşusuydu. İyiliklerini görmüştü. Evlenene kadar
neredeyse her akşam yemeğini Nurten Hanım göndermişti. Kartal ne diyeceğini bilemiyordu. Ancak,
Kızı Elif i, annesi öldükten sonra hiç bu kadar mutlu görmemişti. Baba-kız hasretle birbirine sarıldı. Bu sırada, başkomiser Kemal, Fatma nın dışarı çıkmasını söyledi. O çıktıktan sonra Fatma nın her gün Elif i dövdüğünü, kızının olanları korkudan anlatamadığını söyledi. Elif in acı çığlıklarını duyan Nurten Hanımın, çocuğun dövülmesini
babasına ve polise bildirmesi halinde
yuvanın dağılabileceğini anlattı.
Kartal, ağlıyordu. Nurten Hanımın ellerine sarıldı. Annem dedi. Kartal, şikayetini geri aldı. Küçük kız evden kendisi kaçtı, diye zabıtlara geçti. Jandarmalar onu köy yolunda bulmuştu. Nurten Hanımın adı hiç geçmedi. Başkomiser Kemal, Nurten Hanıma; İyi ki sizin gibi insanlar var. Siz, bundan böyle benim de annemsiniz dedi.
Kartal, Nurten Hanım ve Elif odadan çıkarken,
Fatma, Nurten Hanıma, Nasıl yaparsın bunu diye laf attı. Nurten Hanım, onun gözlerinin içine baktı ve Anne olduğunda anlayacaksın kızım
dedi.
Kartal, o gün Nurten Hanıma söz verdiği gibi, 8 aylık hamile olan karısına, kızına yaptığı zalimlikten söz etmedi. İçi paramparçaydı. Elif de daha çok
komşusu Nurten Hanımda kalıyordu.
Fatma, sancıyla doğumevine gitti. Kartal da hastaneye geldi. Fatma, akşam üzerine doğru
bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Fatma nın annesi çocuğa konulacak adı sordu.
Kartal, hemen atıldı Annemin adını vereceğim dedi. Hiç kimse sesini çıkarmadı. Kartal, Adı Nurten olacak dedi. Fatma ve annesi, Kartal a
annesinin adının bu olmadığını söylediklerinde,
Evet dedi Kartal
Anne, çocuk doğurana değil, o yüce duyguyu yüreğinde taşıyana denir
İkisi de susmuştu. Kayınvalidesi Şaziye, onun demek istediğini anlamıştı. Çünkü, o da bir anneydi.
* * *
Annelere selam olsun. Sadece bugün değil,
her gün mutlu olsunlar...