Gerçek fakirler...
Sinyalizyon bulunan kavşaklarda
eskiden mendil satan çocuklar
vardı, şimdi dilenciler...
19 Mayıs Bulvarı ndan
Cumhuriyet Meydanı na; buradan da Saathane ye
ulaşıncaya kadar,
kimi yaşlı, kimi genç,
kimi de kucağında bebek,
Allah rızası için bir ekmek parası
deyip duruyor...
Hele iftara yakın
sokaktaysanız,
Orucumu açacağım abi
diyenden geçilmiyor...
Kutsal bir ayda
maneviyatın doruklarında
yaşayan birçok insan,
bunları boş çevirmiyor...
Ağızları da iyi laf yapıyor hani...
Ettikleri o dua yok mu?..
İnsanı uçuruyor valla...
Bile bile
lades diye buna denir...
Başının gözünün sadakası olsun!..
Bu tür insanlar,
bir biçimde Ramazan sonrası da geçimin
yolunu buluyor...
Benim düşündüğüm gerçek fakir fukara...
Ne yiyor ne içiyor?..
Birtakım hayır kurumları yemek dağıtıyor ama
gerçek fakirlerin birçoğu
tencerelerini alıp da o kuyruklara utancından
girmiyor...br /> Hayır kurumları da
bunun farkında...
Bazı belediyeler ve kurumlar,
tespit ettikleri fakirlerin evlerine
kadar yemekleri götürüyor. Bir kurum var ki,
servisi yapan personele
tembihlemiş. Yemeği alacak fakirin
komşuları dahi bunu görmeyecek...
Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek
diyen yüce Peygamberimizin
hadisine uygun olarak...
Bir bu insanlara bakıyorum bir de sokakta el açanlara...
Bu duygu sömürüsü
bizim sayemizde sürüyor oysa...
Ya gerçek fakiri bulmak ya da
bir hayır kurumuna
bağışta bulunmak gibi...
Paranın büyüğü küçüğü yok...
Az veren candan çok veren maldan...
Şebeke haline dönüşen
dilenciliği bitirmenin yolu, gerçek fakirlere ulaşan
hayır kurumlarına destekten geçiyor...