n
n n Ağır ağır çökmeye başlayınca karanlık, tenhalaşan sadece sokaklar olmuyor. Can havliyle susuyor bütün canlar…
n n Ne kadar çok mutsuz insan var, farkında mısınız? Kaybetmiş harabe şehirler gibi…
n n Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
n n Bakıyor ateşe, küle böcekler.
n n Köpekler parçalar kanaryaları,
n n Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.
n n Baykuşlar ötüyor harabelerde;
n n Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.
n n Bir kaza kurşunu bulur her yerde
n n Süvarisiz şaha kalkan atları...
n n Bir ruhun ışığı vardır göklerde,
n n Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
n n Ötüyor Baykuşlar harabelerde.
n n (Sezai Karakoç, Mona Roza II Ölüm ve Çerçeveler)
n n Benim de suskunluğum; sıkılmış bir canla sayfalarında gezindiğim, inşaat halindeki evde kütüphanemin bilmem hangi rafından düşmüş katalog oluyor. Geçmiş yıllarda bir defa daha paylaşmıştım bu kataloğu okuyucularımızla: Madrid de Reina Sofía Müzesi nde sergilenen, insan ve hayvan figürleriyle savaşa karşı duyulan nefret ve hüznün resmedildiği bir Picasso tablosu; Guernica…
n n İlla da o tablonun altına düşülmüş not büsbütün “demem budur” oluyor her bir okuyucuya. Picasso bu tablosunda, Alman ordularının Guernica kasabasını bombalamasını anlatır. Bir sergi esnasında Picasso’ya Bu resmi siz mi yaptınız diye soran bir Alman generaline, Picasso Hayır, siz yaptınız cevabını verir. Picasso nun savaşa ve Guernica nın bombalanmasına karşı duyduğu güçlü nefreti vardır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan öfke doludur.
n n Farklılıkları kavga, dostluk ve yoldaşlıkları menfaat olmuş bir zamanda Picasso misali tuvali şekillendirmeyi ne de çok isterdim… Bizi başkalaştıracak her şeye sımsıkı sarılırken, bizi biz eden her şeyden ve herkesten uzağız. Hele kendimize olan uzaklık vahim mi vahim doğrusu... Başkalarının menfaat mücadelesini fikir çilesi algılayan zavallılar için söylenecek ne kadar çok şey var. Birlikte olup “Guernica, biz olmuşuz yahu” deyip insandan uzağa yolladığımız insanlığımızı, yeniden kazandıracak ne kadar çok nedenimiz var, farkında mıyız?
n n ***
n n Bu gün esasında “Atatürk” başlıklı özel bir yazım olacaktı. 10 Kasım… Kolayca taraf hale getirilmiş-taraflarını düşman saflar olarak gören- bir toplumda- çok kolay anlaşılır bir yazı olmayacaktı! Bağnazlığı kutsamış bütün tarafların sevimsizliğini ciddiye alarak bundan o kadar eminim ki kısa bir testle haklılığımı ispatlayabilirim: En son hangi kitabı okumuştu mesela? En son vasiyeti neydi? Şam da kaldığı o günlerde nelerle karşılaştı orada hangi kitapları okudu? Bu kadar din düşmanıydı da Latife Hanımla niye evlendi? Niye İslamın anlaşılır olması için mücadele etti? Eee bu kadar dindardı da İslam fıkhı gelenekli bir toplumu niye haçlı- batılı bir topluma benzetme ihtiyacı duydu? Açık ve net bir şekilde inanç düzeyi neydi, kapitalist miydi, sosyalist miydi ya da liberal bir demokrat mıydı? Demir perde soğukluğunda onu anlama ve anlatmada maske olmuş muhalif algılar ile saltanat seviciliği Hilafetin üstüne çıkarmış dindar algıların, kendisine karşın duruş esasları neydi? O kadar çok şey var ki…
n n Onun ülkesinde… İlerleyen bir zamanda… Bir cumartesi günü yazısında yâ da dizi yazısında buluşmak üzere…
n n Sağlıcakla kalın.
n