Hadi “saftır” demeyelim de “iyi niyetlidir” diyelim. İyi niyetlidir
bizim halkımız, gördüğü rüyayı kötüye yormaz. Biraz da tedbirlidir,
çoğu zaman anladığını da anlamazdan gelir, geç idrak etmiş gibi yapar,
ne olur ne olmaz bilinmez diyerek. Çözüm süreci denilen sürecin ne
olduğunu da anlamazdan gelenleri var hala.
Anlamayanlar ya da anlamazdan gelenler için iki alıntı yaptım. Biri AK
Parti’nin önemli isimlerinden, eski bakan, eski genel başkan
yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik’ten. Diğeri de KCK Yürütme
Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’tan, yani şu silahı elinde tutan
adamdan, yani şu HDP ve son zamanların barış meleği diye takdim edilen
Selahattin Demirtaş’ın arkasındaki asıl gücün sahibinden.
Hüseyin Çelik, Hürriyet’ten Cansu Çambel’e verdiği röportajda çözüm
sürecini ve geldiği noktayı anlatıyor: “Çözüm süreci, AK Parti’nin
iradesiyle başlamış bir süreçtir. Biz 2005’te Sayın Erdoğan’la
birlikte Diyarbakır’a gittik, orada ‘Kürt meselesi benim meselemdir’
dedi. Biz Kürt meselesiyle ilgili hangi adımı attıysak, PKK ve onun
uzantısı olan partiler ve STK’lar ‘Bakın biz vuruyoruz, can alıyoruz,
kan döküyoruz, bunun karşılığında da kıymık kıymık taviz koparıyoruz,
biz olmazsak bu haklar verilmez’ gibi bir propaganda yaptılar. 90’lı
yıllarda bölgede devlet yargısız infaz yapıyordu, köy boşaltıyordu,
gözaltında insanlar kayboluyordu, işkence hayatın normali haline
gelmişti. JİTEM korkusu vardı. Şimdi JİTEM’in yerini PKK aldı. PKK
vatandaşı tehdit ediyor, haraç alıyor. Mesela bu seçimde Van’da AK
Parti’nin 600 müşahidi PKK tarafından tehdit edildi. İnsanlar can
korkusuyla geldiler ‘Biz müşahitlik yapamayacağız’ dediler. Bir, kendi
iradesiyle oyunu gidip HDP’ye veren vatandaş var. Apo’yu lider olarak
gören, gönüllü olarak gidip oy veren insanlar var. Ama bir de ciddi
tehdit ve şantajla insanlar sindirildi.”
Neymiş, JİTEM’in yerini PKK almış! Neymiş insanlar PKK tarafından
sindirilmiş! Neymiş PKK haraç alıyormuş! Hoca, “devlet kalmamış”
diyecek de dili varmıyor. “PKK paralel devlet kurmuş” diyecek de gönlü
elvermiyor.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ise Kuzey Suriye’nin PYD’nin
eline geçmesinin üçüncü yıldönümü nedeniyle çıktığı Ronahi TV’de şu
sözlerle halkını silahlanmaya çağırıyor: Halkımız meşru savunma
örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin
büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını
geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli
ve örgütlemeli. DAIŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına
karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller,
mevzi sistemi geliştirmeli. Köyünü, kentini mahallelerini terk
etmemeli, yaşam olacaksa da kendi topraklarında, ölüm olacaksa da
kendi topraklarında olmalı.”
Anladın mı sevgili halkım şu çözüm sürecinin nasıl bir çözülmeye sebep
olduğunu ve iki yıl önce “silah bırakacaklar” denilen ve senin de
inandığın ya da inanmış gibi yaptığın PKK’nın nereden nereye
geldiğini? Birileri yeraltı ve savunma sistemleri hazırlarken,
tüneller kazarken ve de silahlanırken sen hala “dur bakalım ne olacak”
diyorsan benim “pes” demekten başka sana söyleyecek bir sözüm yok
sevgili milletim.