Okullar, eğitim ve öğretim kurumlarıdır.
Hepimiz bir şekilde okullara gitmekteyiz.
Eskiden okul yöneticilerine müdür ya da idareci diyorduk.
İdare, Arapça kökenli bir sözcük olup döndürme, çalıştırma, işletme ve yönetme anlamlarına gelir. Bu işi yapana müdir( müdür-erkek yönetici) ya da müdire( müdüre- kadın yönetici) denilir.
Son zamanlarda alışageldiğimizin dışında müdür ya da müdire yerine moda olan eğitim yöneticisi, eğitim lideri gibi bazı isimlerin yazıldığını görüyoruz.
Her şeyden önce okullarımızın yalnız eğitim ya da yalnız öğretim kurumları değillerdir. İkisini birlikte gerçekleştirmeleri yasal zorunluluktur. Konuya bu açıdan bakıldığında eğitim yöneticisi kavramı okul yöneticisinin misyonunu yeterli düzeyde ifade etmemektedir.
Okul müdürleri sınavla( mevzuat bilgisi) ya da eskiden olduğu gibi referansla tayin edilmiş kişilerdir. Gerek siyasi referans ve gerekse sınavla tayin edilmiş kişilerden değil eğitim lideri, hiçbir alanda lider olmaz, olamaz.
Aslında idareci, müdür, müdüre kavramlarında liderlik ve yöneticilik de vardır. Bunun için de okullarımızı, özenti kavramlarla tek kanatlı kuş örneğine çevirmenin pratik değerinin olmadığını, hatta zararı olduğunu düşünüyoruz.
Eğitim Lideri olmak demek, en azından günübirlik eğitimin ve okulun günübirlik sorunlarını dönüştürmek, tıkanan sisteme lokal de olsa işlerlik kazandırmak demektir. Oysa merkeziyetçi bir zihniyetin egemen olduğu , mevzuatın ilahileştirildiği bir yerde bu mümkün değildir.
Özenti ve moda kavramlarla eğitim kurumlarını, kavram kargaşasına sokmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Eğer amacımız farkındalık meydana getirmek ise bunun yolu bu olmadığını düşünüyoruz. Kavram kargaşası, eğitimin muhtaç olduğu huzuru ve sükunu bozar.
Tayinle ve sınavla lider olunmaz. Alanında herkesçe kabul edilebilir farkındalık meydana getirerek lider olunur. Kavramlarla çelik- çomak oynayarak değil… Selam ve sevgi ile…