HAYALDEN GERÇEĞE

Abone Ol

Bazen gece hiç bitmesin ister insanoğlu; gece hiç bitmesin ve sabah
hiç gelmesin. Sabah gelmesin ki gecenin karanlığında gizlenen acı
gerçekler sabahın aydınlığında ortaya çıkmasın. Kimilerine göre ne
yazık ve kimlerine göre de ne mutlu ki her gece bir sabaha her
karanlık bir aydınlığa gebedir. Sabah mutlaka gelecektir ve aydınlık
karanlığı kovacak ve gerçekler ortaya çıkacaktır.
Sanal bir dünyada pembe rüyalarla geçti yıllarımız. Kanla, irfanla
kurulan Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında yani 2023’te -ilimle ve
imanla inşa edilecek olan- Yeni Türkiye, dünyanın en büyük on ekonomisi
arasına girecekti. “500 milyar dolarlık ihracat, 2 trilyon doları aşan
bir ekonomik büyüklük ve fert başına 25.000 dolarlık milli gelir”
hedefi dillerden düşmüyordu. 2023’e sekiz yıl kaldı ve biz hayal
hedeflerden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor ve hatta bir önceki
yılın gerisine düşüyoruz.
Kalkınma hızımız düşüyor. Cumhuriyetin %5,4 olan ortalama yıllık
büyüme hızı 2002-2013 arasında %4,7’ye düştü. Son yılların rakamı daha
da düşük: %3 civarında. G-20’nin kurulduğu 1999’da dünyanın en büyük
ekonomileri sıralamasında 17’nci olan ekonomimiz, geçen yıl 18’inciliğe
geriledi, bu yılı 19’uncu sırada tamamlaması başarı olacak. Bir ara
10.000 doları aştığı bildirilen fert başına milli gelirimiz, beş yıl
yerinde saydıktan sonra gerilemeye başladı. Şimdilerde 8.000 dolara
doğru düşüyor. İhracatımız hala 150 milyar barajını aşma mücadelesi
veriyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi 1 Ocak-30 Eylül 2015 ihracat rakamlarını
açıkladı. İhracatta düşüş sürüyor. Bu düşüşte Rusya ile yaşanan
gerginliğin etkisi henüz yok. O etki önümüzdeki aylara ve yıllara
yansıyacak. O etki olmadan da biz bir süredir 2023 hedeflerimizden
uzaklaşıyorduk. Çünkü hem hedeflerimiz gerçekçi hem de o hedeflere
ulaşmak için tercih ettiğimiz yöntemler doğru ve sürdürülebilir
değildi. “Düşük kur-yüksek faiz” politikasıyla ülkeye çekilen sıcak
para ve inşaat sektörü ile sağlanmak istenen kalkınma hamlesi ne yazık
ki iflas etmiş vaziyette.
Bu satırları yazmak beni üzüyor ama yazmak zorundayım, sadece ben
değil hepimiz yazmak zorundayız. Akademisyenler, meslek odaları, sivil
toplum temsilcileri hepimiz konuşmak ve yazmak zorundayız. Çünkü bu
ülke de bu devlet de bu hükümet de bizim, hepimizin. Devlete,
millete ve yönetenlere yapılacak en büyük kötülük, gerçekleri
gizlemektir. Biz aydınımızın bir süreden beri gerçekleri gizlemesinin
sancısını çekiyoruz. Aydın sorumluluğu gerçekler karşısında susmayı
kabul etmez.