n
n n
n n Hani çaresizlik belirten bir söz var. Şimdilerde başı sıkışan “Sözün bittiği yerdeyim”diyor. Şehit naaşları geliyor.
n n Devletin sözü bitiyor. Bombalar patlıyor, cinayetler işleniyor. Söz bitiyor. Türkiye yanıyor. Herkes “Sözün bittiği yerdeyim “diyor.
n n Ben bu sözün bitmesi lâfından nefret ediyorum. ”Sözün bittiği yer “ demek, kurtuluş ve bitiş cümlesi demektir.
n n Hatta acizlik göstergesidir. Biz insansak, yaşıyorsak ve duygularımız varsa; sözümüz bitemez. Bitmemeli…
n n Sözün bittiği yer, bence ölüm halidir. O halde ölene kadar inandığımız dava uğruna mücadele edip konuşacağız ve sözümüz hep var olacak...
n n Aslında bugünkü yazımın konusu dostluk ve maskeli insanlar idi. Kurgulamış ve yazmıştım. Ancak Meclis e verilen yeni yasa tasarısı, tüm hayvansever camiayı şoke etti.
n n Tüm sokak hayvanları toplatılıp doğal ormanlara bırakılacak. Osmanlı döneminde tüm sokak köpekleri toplatılıp, hayırsız adaya atan cahil ve kör zihniyet hortladı. Yine Osmanlı
n n döneminde İngiltere Büyükelçisi geldiğinde sokak hayvanı görmek istemediğini belirttiği için sokak hayvanları toplatılmıştı. Dışarıya bağımlı yaşayan bir ülke olarak, buyruk almaya alıştık. Alıştırıldık…
n n HAYTAP camiası olarak tüm uğraşımıza rağmen yeni yasa taslağı Meclis e verildi. Sokaklarda ne kadar sahipsiz kedi, köpek varsa toplanıp ormanlardaki doğal yaşama terk edilecek.
n n Bu demektir ki, vahşet ormanları ve doğal vahşet parkları oluşacak. Bu hayvanlar açlıktan birbirlerini yerken diğer taraftan da üreyecekler. Hayvan katillerine, hayvan tecavüzcülerine de gün
n n doğacak. Gözlerden ırak vahşetlerine devam edecekler. Bu nasıl bir mantık nasıl bir izan anlamıyorum.
n n Bin kere yazdım. Yine yazıyorum kuşu, kurdu, kedisi, köpeği, bitkisi olmayan, yerleşkeler, beldeler, şehirler ruhsuz ve duygusuz yaşam alanlarıdır.
n n Bir şehri, şehir yapan, beton, asfalt ve konut üçlemesi değildir. Doğayı yerle bir ediyoruz. Hayvanlara ait olan tüm yerleri ellerinden aldık.
n n Bilinçsizce, şuursuzca üredik. Ormanları yakıp 5 yıldızlı oteller yapıyoruz. Caretta koylarını, olmayan turizme açtık aklımızca.
n n Dalyan‘da 85 yaşındaki İngiliz MADAM JUNE tek başına savaş veriyor. Carettaları kurtarmak için kendi parası ile bir de hastane açmış bu hayvanlar için.
n n Yolunuz düşerse ziyaret ediniz.
n n Bu yasa ile sokaklardaki tüm kedi ve köpekler, kamyonlarla ölü, diri istif edilip, Hitlerin Yahudileri sevki gibi taşınıp dağa, bayıra atılacak.
n n Allah, hayvanlar için “Onlar benim sessiz ümmetimdir” der. Hz. Mevlana ise ”Bugün burada susuyorlar. Hesap günü konuşacaklar” der.
n n Bu sessiz ümmet için. Hangi yasa hangi vicdan buna evet deyip onaylayacak. Ben de bir başka teklif sunuyorum.
n n Sokaklarda, bahçelerde ne kadar tavuk, ördek var ise, uçan kuşları, kuzuları, kurbağaları ve hatta kaplumbağaları da toplayalım.
n n Çünkü bu dünya sadece sizindir. Sessiz, masum, dilsiz konuşamayan hayvanları ölüm kamplarına terk edip yok edin.
n n Nesillerini tüketip kurutun. İstanbul’daki hayırsız ada olayı gibi bağırıp, ağlayıp susuzluktan ve açlıktan kırılıp ölsünler.
n n Barınaktaki hayvanlarına bile bakamayan ilkel belediyeler ormandaki hayvanlara mı bakacaklar?
n n Kedilerin toplanması demek, fare neslini üretip veba hastalığına kucak açmaktır...
n n Siz mahalle gönüllüleri nedir bilir misiniz? Bir sokağı bekleyen ve o sokağı terk etmeyen kedi ve köpekledir.
n n Kediler fare popülâsyonunu kontrol altında tutarken, köpekler de başka köpeklerin o alana girmesini önler.
n n Mahalleyi beklerler. Köşe başında oturup vereceğiniz bir kuru ekmeği gözler. Franz Kafka da der ki;
n n ”Bütün soruların cevapları bir köpeğin hüzünlü bakışlarında gizlidir.”
n n Siz; fareleri, yılanları, keneleri, böcekleri de toplarsınız. Tavukları topladınız. Kenelerin zaferini gördünüz.
n n Tüm yaratılmış hayvanlar bir zincirin halkasıdır. Halkanın birini çektiğinizde zincir kopar ve kırılır.
n n Biblolar nasıl evlerin süsü ise, sokaklardaki hayvanlar da sokakların süsü ve duygusudur.
n n Duygudan yoksun şehirler istiyorsanız sokakları onlardan arındırıp beton ve taşa teslim edin şehirlerinizi.
n n Seslerinden rahatsız olup, etini satar, bacağını yersiniz. Hani merhametiniz? İnsanlığın özendiği siz misiniz?
n n Kimsiniz siz? Hiç mi hayvanlık âlemini düşünmezsiniz? Bir canlıyı yok etmek insanlığımızı da yok etmek demektir.
n n Hayvanlık âleminin gazabı büyük olacaktır.
n n Hayırsız ada olayından sonra İstanbul üzerinde felâketler, depremler ve yangınlar bitmedi.
n n Bir hayvanın bedduasını almak, en büyük felakettir. Kur’an-ı Kerim de de hayvan hakkına çok büyük önem verilmiştir.
n n Hayvanlar için ayetler sunulmuştur. Peygamberimiz dahi devesinin yükünü indirip onu sulamadan namazını kılmamıştır.
n n Yine Mekke’den Medine’ye giderken yavrularını emziren bir köpeği rahatsız etmemek için ordusunun yolunu değiştirmiştir.
n n Müslümanım diyen bu ülkenin insanına ne oldu. Müslümanlık demek önce MERHAMETTİR.
n n Allah’ın sopası mı var. Gözünüze sokacak. Bir lâhzada midenize indirdiğiniz ahtapotun bile duyguları ve algıları olduğunu
n n bilseydiniz, ezerek öldürdüğünüz sivrisineğin o pis karasineğin bile bir görevi olduğunu bilseydiniz anlayabilseydiniz, sözünüz bitmezdi.
n n Nasıl ki; bugün Afrika da milyonlarca çocuk için HİV virüsüne karşı bir savaş başlatılıyorsa, nasıl ki; AİDS için teyakkuza geçiliyorsa,
n n nasıl ki; tusunami deprem ve açlık felaketlerinde Somali’ye koşuyorsak nasıl ki; ailece Myanmar’da zulme uğrayanlar için kampanya başlatıyorsak...
n n Sokak hayvanlarını da korumak ulusal bir direniş olup insanlık görevidir. Düşünen kafası olan her bireyi beraberliğe, düşünceye ve merhamete davet ediyorum.
n n Nasıl ki; dünyanın neresinde olursa olsun bir canlı acı çekiyorsa, bu bizim vicdanımızı da acıtır diyorsak. O halde acıyan vicdanlara sesleniyorum.
n n Terk edilmek tüm canlılara aynı acıyı verir. Memeli hayvanların tümü insanlarla aynı hisleri paylaşır ve yaşar.
n n Hayvanlarına sevgi ve huzur vermeyen bir toplumun kendisi de huzur bulamaz.
n n Dünyamızın gerçek sorunu ise, düşünen kafalar endişe içinde iken, kör ve kara zihniyetlerin kendilerinden ve yaptıklarından emin olmalarıdır.
n n Başka bir deyimle cahiller hep cesurdur. Tanrı kırkılmış kuzuların rüzgârını az eylermiş üşümesinler diye.
n n Allahım; sen bütün masum ve sessiz varlıkların sahibi ve şefkati ol…
n n Var olma hakkı sadece senin yetkin ve tasarrufundadır.
n n Beni görmek için Samsun’dan gelen değerli okurum Ali Önder Beyefendi ve eşlerine nazik jestlerinden dolayı teşekkürü borç biliyorum.
n n Okurlarımın yürekli sözleri kalemimi güçlendiriyor.
n