HAYRÜNİSA KIZ

Abone Ol
n
n
n
n
n Hayrünisa Kız bir güneş gibi doğdu umutla umutsuzluk arasında gidip gelen iç dünyama. Gafletin, dalaletin ve hatta ihanetin algılarımızın ve hassasiyetlerimizin üzerine örttüğü kirli ve kanlı örtüyü yırttı, parçaladı, tarihin çöp sepetine attı. Ve yeşil bir baharın aydınlığını armağan etti şu soğuk kışın karanlık gecesine.
n
n
n
n Onu dün bir haber programında tanıdım. Fox Tv’den İsmail Küçükkaya Samsun’dan yaptığı canlı yayında çıkarttı ekranlara boyu küçük yüreği büyük ilkokul öğrencisi Hayrünisa’yı. “En çok neye üzüldüğünü” sormuş yayın öncesi sohbet sırasında. Hayrünisa’nın üzüntüsü kendisiyle, karnesiyle, oyunuyla ya da sömestre tatiliyle ilgili değil. Çoktan aşmış o büyük yürek o küçük dertleri.
n
n
n
n Onun derdi boyunu, hayır, sadece onun değil, yaşça büyük ama idrakçe ve yürekçe ondan hiç de geri kalmayan ve sevgiyi, saygıyı, şükranı en az onun kadar hak eden arkadaşlarının da boyunu aşıyor. O küçük bedenlerin dar kafesinde dünyaya meydan okuyan büyük yüreklerin derdi kimlik sorunu, Türklük vurgusu. “andımızın” kaldırılmasıymış. Anlamıyorlar, anlayamıyorlarmış bunu. “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözleriyle biten o güzelim andın kimi rahatsız ettiğini?
n
n
n
n Sadece beyinleri almıyor değil yürekleri de kaldırmıyor bu gayretkeşliği. Onlar hesapsız, onlar çıkarsız seviyorlar sevdiklerini. Onlar lekesiz, onlar saf. Onlar safi yürek. Toplanmışlar ve yine kendileri bulmuşlar bizim bir türlü bulamadığımız hatta bulmak için bir an bile düşünmediğimiz çıkış yolunu. Her sabah öğretmen gelmeden toplanıyorlarmış sınıflarda. Hep bir ağızdan ve hançerelerinin tüm kuvvetiyle okuyorlarmış unutturulmak istenen andımızı.
n
n
n
n Hayrünisa Kız ı izlerken Milli Mücadele yıllarına gittim bir anda. “Bütün orduların dağıtıldığı ve memleketin her köşesinin bilfiil işgal edildiği” o karanlık yıllara. İşbirlikçilerin kahramanlara “hain” damgası vurduğu ve “idam fetvası” verdiği mütareke yıllarında Mithat Cemal Kuntay’ın dizeleri geldi aklıma. “Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hatta/ Çekmez kürenin sırtı o tabut-i cesimi” derken ne muhteşem bir özgüven ne muhteşem bir meydan okumadır. Ey dünya, ben ölmem ama farz et ki öldüm, senin sırtın benim o büyük tabutumu taşıyamaz!
n
n
n
n Hayrünisa Kız, sana ve senin arkadaşlarına binlerce teşekkürler. Dik durduğunuz, yüreğinizi ortaya koyduğunuz ve aklınızla en doğru yolu bulduğunuz için. Sizi örnek alabilir miyiz, sizin açtığınız yolda yürüyebilir miyiz, bilmiyorum ama bir teşekkür de bize örnek olduğunuz için. Sizler var olduğunuz sürece Türklük var olacaktır. Sağ olunuz, var olunuz.
n
n
n
n Bir teşekkür de Sayın İsmail Küçükkaya’ya bize Hayrünisaları tanıttığı için.
n