Helada sakız çiğnemek

Abone Ol

Münasebetsizin birisi Nasrettin Hoca'ya sormuş: “Hocam helada sakız çiğnemek haram mı mekruh mu?” Hoca “ne mekruhtur ne de haram ama sen yine de çiğneme, uzaktan gören başka bir şey yediğini sanır” demiş.

Ülke kan banyosu! Kanlı katiller sadece dağlarda, kuytulardaki kahpe pusularda değil, kentlerde, anayollarda, caddelerde, meydanlarda. Kah uçaksavarlarla saldırıyorlar kah tonlarca bombayla. Her gün “anasının duasıyla giden” beş on kınalı kuzu “hocanın salasıyla” geliyor.

Yıllar öncesinden açıklamışlardı, adım adım da uyguluyorlar “Fas’tan Endonezya’ya 22 ülkenin rejim ve sınırlarını” değiştiriyorlar ağır ağır. Aslında 23 ülkeydi bu, ayıp olur ya da uyanır da yan çizeriz diye bizi çıkartmış 22’ye düşürmüşlerdi sayısını. 22’yi veren Allah 23’ü de verirdi nasıl olsa.

45 gündür, bir zamanlar birilerinin “üç günde Şam’a gireriz, 15 günde Muaviye Camii’nde cuma namazı kılarız” dediği Suriye’deyiz. “Yapmayın, Suriye bataklıktır, sakın girmeyin” diyenler haklı mıdır nedir? Çakıldık kaldık; ne ilerleyebiliyoruz ne de dönebiliyoruz.

Daha büyük bela Irak’ta, Musul’da, Başika’da. Kala kala tek dost(!) Barzani’nin kaldığı, onun dışında herkesin ya “çek git” ya da “sakın gelme/sakın karışma” dediği ve bizim için, geleceğimiz açısından hayat memat meselesi olan Musul operasyonunda. Başlarken yoksak masada da olmayacağız, bu kesin ve biz bunu bildiğimiz için başlarken de olmak istiyoruz. Onlar da masada olmamızı istemedikleri için başlarken de dışlıyorlar.

Ve gelecek! Eğer bu oyunlar bölgedeki dört devletin yani Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ın el ve işbirliği ile bozulmazsa hoş geldin “Büyük Kürdistan” ve gözün aydın İsrail, ABD. Artık İsrail’in güvenliği garantide… Büyük Kürdistan bugünler için kuruluyor nasıl olsa.

Ahval böyleyken ve bu ülke, siyasetçilerin vara yoğa kullana kullana aşındırdığı bir ifadeyle, gerçek birlik ve beraberliğe her zamankin daha fazla muhtaçken Ankara’da bir komutan helada sakız çiğnemekle meşgul bir görüntü sergiliyor ve bu ahvalde ona dur demesi gerekenler de ne yazık ki seyrediyor. Ve esaslarda birleşmesi gereken millet detaylarda ayrışıyor, ayrıştırılıyor.

Bilmiyorum kimdir, hangi kökten, hangi eğitimden geliyor, askeri liseli midir yoksa sivilden mi gelmedir? “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı” olmakla övünen bir Harbiyeli midir yoksa asteğmenken teskere bırakan bir üniversiteli mi? Hangisi olduğu da önemli değil yaptığı yara kaşımanın ve sonra da üzerine tuz basmanın yanında.

Umarım ki komutan derdin Atatürk etrafında bir kamplaşma yaratmak değildir. Şu anda Hakkari dağlarındaki Mehmet’in de Suriye çöllerindeki silah arkadaşlarının da sadece birlik ve beraberliğe ve sadece duaya ihtiyacı vardır. Hele bir dönsünler, hele bir ülke sulha ve selamete kavuşsun, ondan sonra istediğin yere istersen o kahramanlar için spor sahası yap, istersen şehit çocukları için oyun parkı. Eğer Ankara bittiyse komutan, eğer son boş alan da ranta yenik düştüyse, söz, ben de seninleyim. Ama el insaf komutan, hala sakız çiğneyecek bunca yer varken uzaktan görenlerin yanlış anlayacağı mekanlarda ısrar niye?