Deveyi yardan uçuran bir tutam ot...
Siyasetçiyi yanlış karşısında susturan ise...
Hep o koltuğa bir gün oturma umududur...
O nedenle...
Partilerinde ne kadar yanlışla karşılaşsalar da...
Kendilerine bile kötülükler yapılsa...
Kol kırılır, yen içinde kalır diyerek...
Susmayı tercih ederler...
Taa ki...
O hayalini kurdukları...
Bir gün oraya ulaşabileceği yere getirilecekleri...
Umutlarını tamamen kaybedene kadar...
Ondan sonra da...
Konuşsalar da...
Tepki gösterseler de...
Zaten bir değerleri kalmamıştır...
Koltuk sırası beklemekten...
Kamuoyu nezdinde gözden düşmüşlerdir!
Konuşsalar, bir şeyler söyleseler de...
Bu kez de ciddiye alan olmaz!
***
Bazıları da...
Zaten yanlışları söylemek için girmemiştir siyasete...
Onların hedefi...
Mevcut ticari konumlarını korumak...
Rant üzerine rant eklemektir...
Onlar için kötü, yanlış yoktur...
Takdir vardır...
Onlar görev istemezler...
Verilecek görevin görüntüsüne bakarlar...
Üzerlerinde iyi duracaksa...
Sorun yoktur...
Aile fotoğraflarında yer almaları...
Kart vizitlerinde güç temsili ifadelerin bulunması...
Karşılarına çıkacak zorluklarda...
Bunların bir kıymetinin olması yeterlidir!
***
Bazıları da ameledir...
Her işe soyunur...
Partinin her işine koşuşturur...
Aslında Kandırılmış vatan evladı tabiri onun içindir...
Partisinin ideallerine kendini adamıştır...
Her işi her adaydan daha iyi yapabileceği halde...
Ona görev verilmese de gocunmaz...
Kötü gün dostudur...
İyi günde ise ilk unutulan!
Bunlar, türünün ender örneklerindendir...
Ama her partide belirli oranda bulunur!