HİÇ BU KADAR

Abone Ol

Hiç bu kadar...

Koltuklar, görevler, makamlar...
İlkeler, kişilikler...
Siyasete alet edilmemişti...
Toplum hiçbir dönemde...
Böylesine derinden...
Böylesine farklı...
Ötekileşmemiş, ayrışmamıştı...
***
Herkes başka neden bulsa da...
Ben hepsini ranta...
Menfaate bağlıyorum!
Birilerine methiye düzen zihniyetin...
O övülenlerden beklediği...
Mensubiyet ve peşinden gelecek oylar olmasa...
Ağzından o cümlelerin çıkmayacağını herkes biliyor!
Ya da...
Kendini ait hissettiği siyaset kurumunun...
İktidara gelmesiyle elde edeceklerinin hesabı...
Veyahut, karşılık nedeniyle kendisine konulan sınırlamalar...
Başkalarının haksız hukuksuz elde ettikleri...
***
Hiç bu kadar menfaate bürünmemişti dünya...
Enerji için işgal edilen ülkeler...
Yaratılan terör...
Yitip giden binlerce can...
Ve hepsinin altından da çıkan...
Tıpkı toplumsal ayrışmamız gibi...
Çıkarlar, çıkarlar, çıkarlar!
***
Grilerimiz yok artık...
Baktığımız yere göre...
Karşı siyah, biz beyaz...
Kimsenin, kimsenin haklılıklarını gördüğü yok...
Sevdiklerinin kusuruna da bakan!
Kimi, Tanrı yerine koymuş...
Makamı, mevkiyi, parayı, pulu, çıkarı...
Verenlere tapınmakta...
Kimi isyan ederken adaletsizliğe...
İnsanlığından çıkmış...
Hak, hukuk, adalet gözeten kalmamış...
***
Dedim ya...
Hiç bu kadar olmamıştı...
İslam coğrafyasına...
Putlar şekil değiştirip geri geldi sanki...
İçeriğe bakan yok...
Herkes şekil meraklısı...
Herkes görüntüden ibaret...
Gece yarısı aynaya bakmaya korkar oldu insanoğlu...
Ya nefis uyuyorsa diye...
Yani...
Hiç böylesine parçalanmamıştık...
Ve hiç böylesine alçalmamıştık...
İnsan görüntüsüyle!