Hortumlayanlar ve hortumlamayanlar

Abone Ol

n

n
n Bir tarafında bizden yani basından birileri, daha doğrusu basının içine sızmış vurguncular var bu hortumun, öbür tarafında da bürokrasi ve siyaset aleminden birileri, namuslarına teslim edilen kamu kaynaklarını yalakalara, yandaşlara, şantajcılara ve markacılara akıtan birileri. Al birini vur öbürüne.
n
n
n
n Yara bir patladı tam patladı; irinler hala akıyor. Her gün yeni bir iddia ortaya atılıyor; bilgiler, belgeler havalarda uçuşuyor. Marka diye diye mal götürmede markalaşanlar mı ararsınız, insanların ahiretlerini kazanmak için günde beş vakit koştukları camilerden dünyalığını kazananlar mı; ne ararsanız var hortumun bu tarafında. Aklına estikçe ilave yapanlar ya da yaptığını söyleyenler, kendisinden başka kimsenin bilmediği marka yolculuğunun faturasını kamuya kesen tanıtım üstatları, abone memurları, hiç görülmeyen tanıtım filmlerini çekenler, binlerce cd çoğaltanlar, hepsi burada, hepsi hortumun ucunda, bu tarafında.
n
n
n
n Ve seyredenler! Hortumun bu tarafındakine yalaka, yağcı, yancı, vurguncu, soyguncu denecekse öbür tarafındakilere ne demeli? Kimse “vurgundan haberim yok” diyemez. O hortumlar gece karanlığında saklı gizli döşenmedi! Proje adı altında dosyalarla hazırlandı altyapısı. Bekçiye ne demeli?
n
n
n
n İddialar vahim, iddialar gazetelerde, internette sayfa sayfa. Ve isim isim, eylem eylem yazılıyor, çiziliyor. Ne yazık ki bugüne kadar bir istisna dışında kimse çıkıp da “ben şunu yaptım, şunu aldım, işte hesap, ben buradayım” demedi, diyemedi. Kimileri arazi olmayı, kenti terk etmeyi tercih etti, kimileri “cevap vermeyi değmez” ucuzluğuna sığındı. Kimileri duymazdan geldi, kimileri de suçu yaymaya, kendi gafletine ya da ihmaline başka ortaklar aramaya kalktı.
n
n
n
n Kaçmak, gizlenmek, susmak ve de ortak aramak çare değil. Kim ne yaptıysa çıkıp adam gibi hesabını vermeli. Kamu vicdanında aklanmanın tek yolu budur.
n