İÇİNE TÜKÜRDÜĞÜM SAMSUN

Abone Ol

Kızdınız mı? Kızmayın lütfen. Benimki sadece lafın gelişi; bu kentte
her gün onlarca, ne onlarcası, yüzlerce, binlerce insan sabahtan
akşama kadar bu kentin içine tükürüyor. Genç yaşlı, okumuş okumamış,
kadın erkek ama daha çok erkek, hak tu sesleri arasında balgamını bu
kentin sokaklarına, caddelerine, meydanlarına boşaltıyor. Biraz sonra
o balgama bir başka kentlinin basacağını hiç mi hiç düşünmüyor ya da
düşünse bile aldırmıyor. Belki de kendi pisliğine dönüşte kendisi
basacak ya da daha önce belki de karısı, kızı, oğlu bastı. Umurunda
mı ağamın?
Güzel bir kentte yaşıyoruz; Allah her güzelliği vermiş keyifli bir
hayat sürmemiz için. Denizin mavisi ile dağların yeşili arasında temiz
bir kentte yaşamak, niye bu kadar zor ki? Niye belediye temizlik
işçilerinin bütün bir gece çalışıp sabah bize tertemiz teslim ettiği
kentimizi daha öğleye kalmadan çöplüğe çeviririz ki?
Atakum sahilleri, dün doğal haliyle de güzeldi, bugün insan eliyle
işlenmiş haliyle de güzel. Yaz günlerinde akşamları cıvıl cıvıl.
Kimileri yol boyundaki mekanlarda kimileri deniz kıyısında. Kimileri
oturuyor, kimileri koşuyor, kimileri de bir sağa bir sola gelip
gidiyor. Herkesin değilse bile büyük bir kesimin elinde, ağzında bir
şeyler. Kimi dondurma yiyor, kimi sigarasını tüttürüyor, bir şeyler
içiyor kimileri de çekirdek çıtıyor.
O akşamın cıvıltısından sabaha yoğun bir kirlilik kalıyor hem de
kilometrelerce uzayan bir kirlilik. Sigara izmaritleri, içecek
kutuları ama illa da çekirdek kabukları. Hem de çöp kutularının hemen
yanında. Banka oturan kentli, kolunu birazcık uzatsa neredeyse çöp
kutusuna yetişecek, o kadar yakın. Ama hayır, uzanmak yok, kadın,
erkek, çoluk çocuk, kimseyi umursamadan ve kente karşı en ufak bir
sorumluluk duymadan atıklarını kentin caddesine bırakıp eve gönül
huzuruyla gidiyor, gidebiliyorlar.
Sabahleyin o sahillerde yürüyorum. Allah’ın yarattığı güzelliğin
verdiği huzuru insanoğlunun eseri kirlilik kaçırıyor. Motorlu araçlar,
temizlik işçileri bu kentin bütçesinden harcayarak akşamın
pisliklerini kaldırıyor. Ve aynı günün akşamında bir kere daha
kirletilmek için tertemiz bir sahil hazırlıyor.
Bu kent bizimse eğer ve biz gerçekten “Samsunlu” isek ve “Samsunlu
olmakla övünüyorsak” öncelikle bu kentin içine tükürmekten,
atıklarımızı bu kentin sokaklarına, caddelerine, meydanlarına
boşaltmaktan vazgeçmek zorundayız. Kentte yaşamakla kentli olmak
arasında çok fark vardır. Kentlilik öncelikle kente sahip çıkmakla
başlar.
Kentler kirli değildir kentliler kirlidir ve kentlerini kentliler
kendileri kirletirler, biz kimi Samsunluların yaptığı gibi.