n
n n İran, bize göre; biz İran’a göre neyiz?
n n Bu soruların cevabını sağlıklı vermedikçe komşumuz İran ile olan ilişkilerimizi sağlıklı tahlil etme şansımız olmaz.
n n İran, Osmanlı döneminde 1739 Kasr-ı Şirin Antlaşması’na kadar savaştığımız bir ülke.
n n Osmanlı’nın Batıya yöneldiği dönemlerde bizimle savaşmayı ilke edinen ülkelerden olan İran, 1739 tarihinden beri sınır değişikliği pek yaşamadığımız ve Ortadoğu’da hesabı olan bir ülke. İnanç açısından değerlendirildiğinde ise İran, bize göre halkı Müslüman bir İslam ülkesi.
n n Ehl-i sünnet inancına göre İranlılar Şii mezhebine mensup ehl-i kıble kabul edildiklerinden tekfir edilmezler. Yani Müslüman kabul edilirler.
n n Bizim İran halkı hakkındaki görüşümüz ve inancımız budur. Yani onları Müslüman kabul ederiz.
n n Peki, biz onlara göre neyiz?
n n Onların meşhur alimlerinden Sistani’ye göre, “Hz. Ömer’e küfretmeyen cennete giremez.”
n n Ezher Üniversitesi eski rektörlerinden Zahidül Kevseri, makalatında mezun etmiş olduğu Şii-İranlı bir öğrencisine “Bizim hakkımızda ne düşünürsünüz?” sorusuna “Şiiliğe inanan hiçbir kimse size Müslüman demez” cevabını aldığını ifade eder.
n n 1979 devriminden sonra Humeyni’nin yayımladığı bir bildiri ile hac ibadeti sırasında Şii Müslümanların kötü intiba vermemeleri için taştan başka şeyin üzerinde secde edebilecekleri ve kendi mezheplerinden olmayan imamın arkasında namaz kılabilecekleri belirtilmiştir.
n n İran’ın Suriye olaylarında Şiiliğin bir kolu olan ve Hz. Ali’yi tanrılaştıran Nusayrileri desteklemesi ve binlerce Müslümanın katline rıza göstermesi, sınır tatbikatını meşrulaştırmaya yeter diye düşünüyoruz.
n n Her şey bir noktaya kadar!
n n Sizin İran’ı nasıl gördüğünüzden çok, onun sizi nasıl gördüğünün önemli olduğunu düşünüyoruz.
n n Selam ve sevgi ile…
n