İSTEYEN ZİL TAKIP OYNASIN

Abone Ol

n

n
n İsteyen kına yaksın, isteyen zil takıp oynasın, benim içim kan ağlıyor. Bir boş hayal, bir yalan barış, bir adım adım ayrılış, bir açık kopuş ve bir hain parçalanış macerasına barış diye bakan hamakat (aptallık/bönlük)e benim kulaklarım, gözlerim, aklım ve yüreğim kapalı. Bir devletin; hem de öyle nevzuhur, hem de öyle birkaç asırlık sıradan bir devletin değil, tarihin en köklü, en oturmuş devletinin dün iki buçuk çapulcu denilen, bugün sayıları bin beş yüze çıkarılan bir ihanet sürüsü karşısındaki çözümsüzlüğü, benim yüreğimi dağlıyor. Ve ben onun için, ülkem için, devletim için, milletim için, onun şanına sürülen bu kara leke için karalar bağlıyorum.
n
n
n
n “Çekiliyorlarmış!” Ne hakaret dolu bir kelime! Çekilmek başkadır, kovulmak, kovalanmak, tart edilmek başkadır. Saldırganlar tart edilir, saldırganlar def edilir, hainler ise telef edilir. Çekilmek galiplerin işidir. İşleri biter çekilirler. Bunlar, yani şu sayıları bin beş yüz civarında olduğu söylenen eli kanlı katiller, onların destek kuvvetleri geldiler, işgal ettiler ve şimdi çekiliyorlar; öyle mi? Buna kim “barış” derse desin, buna kim sevinirse sevinsin, hatta kim kına yakarsa yaksın ve kim zil takıp oynarsa oynasın, ben kahroluyorum.
n
n
n
n “PKK’ya kabak çekirdeği bile vermedik” diyen açıklamaya da gülüp geçiyorum. Biz sonradan ortaya çıkan ne foyalar, doğrulanan ne yalanlar gördük! “PKK’yla görüştüğümüzü ispat etmeyenler şerefsizdir” diyen üst perdeden yalanlamalar, “Terör örgütüyle pazarlık yapacak kadar namussuz değiliz” diyen destek demeçleri hala hafızalardaki canlılığını koruyor. Dün yalanlayanları ve daha sonra kabul mecburiyetinde kalınca üstüne üstlük bir de “kime ne” efelenmesi sergileyenleri hatırlayınca “kabak çekirdeği bile vermedik” açıklamasına kim nasıl inanabilir bilmem ama kimse benden bu saflığı beklemesin. Ben inanmıyorum, inanmayacağım da. Bir siyasetçi hele de bir devlet adamı için işlenebilecek en büyük hata milletine yalan söylemek ve ondaki güveni sarsmaktır. Güven zor sağlanıyor ama kolay kaybediliyor. Ve yazık ki benim güvenim kalmamıştır.
n
n
n
n Apo’nun mektuplarını da, Kandil ya da Avrupa’daki PKK’lıların ve içerideki destekçilerinin açıklamalarını da çok dikkatle okumak gerekir. O açıklamalarda “barış” falan yoktur, o açıklamalarda silah bırakma falan yoktur; o açıklamalarda bir ileri aşamaya geçiş ve Türk devletini, Türk milletini tehdit edişler vardır. Bizim kimimizin gafleti, kimimizin cehaleti, kimimizin safiyeti, kimimizin ihaneti ama maalesef hepimizin hatalarıyla PKK’nın uluslararası bir siyasi aktör haline gelişi ve ABD’nin ve AB’nin artık bu konuda açıktan taraf oluşu vardır. İsrail’in güvenliği için Türkiye’nin, İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin bölünmesiyle oluşturulacak büyük Kürdistan’ın işaretleri vardır. Irak fiilen bölünmüştür, Suriye bölünmenin eşiğindedir. Sırada İran ve Türkiye vardır, bu malumdur da önce hangisine el atılacağı meçhuldür.
n
n
n
n Kendi siyasi, ticari ve bürokratik tercihlerini ve çıkarlarını milli hassasiyetlerinin önüne koyanlara söyleyecek sözüm yok. Ama o hassasiyetlerini hala koruyanlar hangi gerekçeyle hangi partiye oy vermiş olurlarsa olsunlar onlara bir çift sözüm var: Ya bugün çıkaracaklar seslerini, uyaracaklar oy verdiklerini ve çevirecekler onları yanlış gidişattan ya da ileride bir daha konuşamayacaklar, konuşsalar bile konuşmaları bir işe yaramayacak.
n
n
n