01 Kasım 2015 seçimleri öncesi ve sonrası ekonomi oldukça farklılık gösteriyor. Seçim öncesi reel ekonomide acaba tekrar koalisyon mu olacak? Çekler zamanında tahsil edilebilecek mi? tahsilatlarda bir sıkıntı yaşanacak mı gibi sıkıntılar var idi.
Seçim sonrası ülkemizde tek parti iktidarı ve istikrar beklentisi ile piyasalarda hemen bir iyimserlik havası oluştu. Ciddi manada etkisini gösterdi ve birçok işletme sipariş almaya başladı. Bu canlılık para piyasalarında da etkisini gösterdi ve dolar ve Avro da göreceli olarak sakinledi.
G20 zirvesi ile birlikte ülkemizin dünyadaki konumunda ciddi katkılar sağlandı. Aslında sadece Antalya için iyi olmuş gibi gözükse de söz konusu organizasyonun ülkemizin tanıtımı açısından da ciddi kazanımları oldu. Benzer ev sahipliklerini umarım bir gün Samsun da gerçekleştirir.
Her şey buraya kadar pozitif seyrederken bir anda ortaya çıkan Rusya krizi bizi derinden etkiledi. Karşılıklı olarak atılan sert adımlar her iki ülkenin de ekonomik çıkarlarına ciddi zarar verici durumda.
Bir iki gündür gerek FED gerekse Avrupa Merkez Bankası’nın açıklamaları da dikkate alındığında; karşımıza çıkan en önemli sonuç ise tedbirsiz iyimserliğin bize yarar yerine zarar getireceği.
Özellikle gelişmekte olan piyasalarda yaşanan dalgalanmalar gelişmiş ülkelere göre daha sert neticelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunun en bariz örneğini de ülkemizde doların seyrinden görmek mümkün.
Dünyada meydana gelen siyasi çalkantıların en büyük sonucu ekonominin yavaşlaması ve daralması olarak görülüyor. 2016 yılının sonuna gelindiğinde bu kaybın 400 milyar dolar seviyelerinde olması bekleniyor.
Durum ülkemiz açısından ele alındığında; sanayicilerimizin ve işletmecilerimizin daha dikkatli olmasını zaruri kılıyor. Bu bağlamda işletmecilerimizin 2016 yılı tahminlemelerini daha dikkatli yapması gerekiyor.
İşletmeleri etkileyen çevresel faktörler makro ve mikro düzeyde ele alınıyor. 2016 yılında makro (demografik, sosyo-kültürel, teknolojik, ekonomik, ekolojik, yasal-politik) çevresel faktörlerin mikro ( aracılar, tedarikçiler, müşteriler, kamuoyu, şirketin kendi iç çevresi ) üzerindeki etkisinin daha yoğun hissedileceği bir dönem olarak karşımıza çıkacak.
Plansız yola çıkan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. Başka bir anlatım ile tedbirsiz iyimserlik hiçbir işe yaramaz.