“ KASIM AYINDA GÜNEŞLİ BİR PAZAR GÜNÜ “

Abone Ol

n Mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıkların olduğu bir sonbahar geçirdik. Kasım ayı da aynı şekilde geçecek gibi görünüyor. Dün biraz güneşi hem de kasım ayında bir pazar günü güneşli havayı görünce; kahvaltından sonra oğlum ile yürüyüşe çıktım. O kadar güzel bir gündü ki dün küresel ısınma vs. gibi global sorunları aklımın ucundan geçirmeden güneşli günün tadını çıkaracaktım. Atakum ‘da Cağaloğlu’ndaki evimden sahile doğru hafif meyilli ve kenarları yeni ağaçlandırılmış yoldan inerken haftanın yoğun gündemlerine değinmemeye, Meclis’e giren başörtülü milletvekillerine, Marmaray deniz altı tünelinin açılışına dair akla zarar yorumlara dokunmadan, elma, portakal, un, vanilya nevinden konulara değinerek lezzetli bir yazı yazmaya karar vermiştim. Keyifli keyifli yürürken oğlum arkamdan yetişmeye çalışıyor” anne dur, biraz yavaş git yetişemiyorum “ diyordu .Oğlum bana yetişmeye çalıştıkça; benim hızım daha da artıyordu. Derken hızımı bir anda yavaşlatmama neden olan bir evcil hayvan dışkısı ile karşılaştım. Neyse dedim şöyle bir yan çizdim yoluma devam ettim. Derken bir daha, bir tane daha. Bütün keyfim kaçtı moral sistemim adeta virüs bulaşmış bilgisayar programına döndü, bir anda formatım çöktü ve fabrika ayarlarıma geri döndüm. Yok dedim olmayacak bu böyle ben yine sitem ,şikayet dolu bir yazı döşeyeceğim. Konu da bu olacak evcil hayvanlarımız ve kaldırımlarda meydana getirdikleri çevre kirliliği. Güzel şehrimin kaldırımların da dışkıya basma korkusu çekmeden yürümek istiyorum.

n

n Benim de bir evcil bir hayvanım, kedim var. Tüm evcil hayvan sahiplerini ve evcil hayvan sevgilerini anlayabiliyorum. Evcil hayvanlar bizler için terapi vasıtası olan nimet sayılacak varlıklar. Hepsi güzel de sokaklar da bilhassa da inadına yapar gibi kaldırımların orta yerlerinde duran hayvan dışkılarını kaç kez görmezden gelebiliriz ? Ya da kendi kişisel keyfimiz ve zevkimiz için baktığımız hayvanların başkalarının gününü eziyete çevirmesine ne kadar izin verebiliriz? Bunun bir kolay yolu bir çaresi muhakkak vardır. Batılı ülkelerde çok fazla sayıda evcil hayvan ve bilhassa da köpek var. Özellikle Budapeşte cins köpeklerin adeta cirit attığı bir şehir. Ama böyle bir kirlilik Budapeşte’nin hiçbir yerinde görmedim. Bir Tv programında izlemiştim. Köpek bakıcılığı başlı başına bir meslek idi. Gezdirilmesi istenilen köpekler, köpek bakıcılığı yapan kişiye haftanın belli gününde teslim ediliyordu. Aynı anda bu sayı sekiz on köpeği bulabiliyordu. Bakıcı ise belli bir ücret karşılığında bu köpekler ile ilgileniyor hem de köpeklerin çevreyi bu yolla kirletmesine mani oluyor, gerekirse temizliyordu. Bence acele bu gibi çözümler, bizim ülkemizde de getirilmeli. Nasıl ki köpek birini ısırırsa sahibi sorumlu oluyorsa, köpek çevreyi kirletince de sorumlu olunmalı.

n

n Gene dibinden, marjinal bir konuya daldım. Ama hep diyorum, söyletmeyin bencileyin kötüyü…

n

n

n

n

n