Kaybedince...

Abone Ol

Kaybedince mi anlamak zorundayız
değerlerin güzelliğini?..
Kaybedince mi söyleyeceğiz,
yaşarken ifade edemediğimiz
en içten en samimi hakikatleri?..
Kaybedince mi özlem artacak,
sağ iken hatır sormayı bile unuttuklarımızı?..
Üç günlük dünya işte...
Kime kaldı?..
Değer mi kırmaya, dökmeye, küstürmeye?..


* * *
Vietnam da savaştıktan sonra ülkesine dönen
asker, San Francisco dan ailesini aradı.
Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica ediyorum.
Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum
dedi
Her ikisi de Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz diye
cevap verdi.
Oğulları Bilmeniz gereken bir şey var diye devam etti. Arkadaşım savaşta ağır yaralandı. Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum.
-Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.
- Hayır. onun bizimle yaşamasını istiyorum.
Oğlum dedi babası, bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır.
Oğlu o anda telefonu kapattı.
Birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Aile,
oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendi. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu.
Üzüntü dolu anne-baba hemen San Francisco ya uçtu ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldü. Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler.
Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı.
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...