Kırık kanatlı melek, “Özgecan”

Abone Ol
İdam etsen,hadım etsen, parçalasan, yaksan; neye yarar?..
Giden gitti.
Güzel mi güzel, gencecik bir fidan…
Türkiye, bu erkek profilinden kurtulmadıkça bu son olmayacak.
Arkasından gözyaşı dökülenler daha çok olacak, ağlayacağız elbet.
Ama üç beş gün sonra unutacağız, nihayet.
Öyle olmadı mı şimdiye dek?..
Sonra aynı taciz, tecavüz, aynı şiddet, aynı cinayetler…
Geçiştirmece, avutmaca, acıyı bastırmaca,
Ya da dualar, Fatihalar,
Çözüm getirmez, getirmedi.
O yüzden idam etmeyelim, hadım etmeyelim, linçe asla kalkışmayalım.
Öfke ve nefret, faşizmi çağırır ki bu daha da vahim sonuçlar getirir.
Bir kere olsun öfkeden, nefretten arınalım, aklımızı başımıza toplayıp düşünelim.
“Neden böyle oldu?” diye.
Nasıl oluyor da genç bir erkek genç bir kıza böylesine bir kötülüğü yapabiliyor?
Sosyo- kültürel, ekonomik, eğitim ve siyasi; incelenmesi gereken bütün boyutuyla araştıralım, inceleyelim, sorgulayalım;
Çekinmeden, korkmadan tartışalım. Uzatmadan, sıkmadan, sulandırmadan toplumla paylaşalım.
Din bezirgânları sussun; çünkü fayda etmiyor…
Gerçek bilim insanları konuşsun.
Devlet, hükümet, toplum ve birey olarak eksikliklerimizi, zayıf yönlerimizi, hatalarımızı, görev ve sorumluluklarımızı ortaya koyalım.
Kendi kendimizi sorgulamadan bu acıdan kurtulmamız mümkün görünmüyor.
Sonra o insanlıktan çıkmış zavallıyı tabiî ki işlediği suçtan dolayı, ama daha da ötesi toplumda bilhassa kadınlarımızda yarattığı korku ve güvensizlik duygusundan dolayı cezalandıralım.

Yaşanan olayın içimizdeki en acılı şahidi olan Özgecan’ın babası, idam cezasının çözüm getirmeyeceğini söylerken; yaygın tepkilerin ötesinde muhteşem bir ders aktarıyor:
“Hiç kimse kimsede suçu aramasın. Herkes kendinde ne arayacaksa arasın.”

Bütün her şeyin özeti de budur.