Kördüğüm yapıp kör kuyuya atmak..

Abone Ol

n

n

n

n

n O artık 90 yaşında saçı başı beyazlaşmış bir kadın. Omuzları çökük. Oturup kalkarken, merdiven çıkarken zorlanıyor. Yaşlılıktan katarakt inen gözleri, bu günlerde daha da hüzünlü bakıyor. Çok derinlere dalmış düşünüyor. Çok da mutsuz... Lakin gerçek bir bilge. Sabah kahve keyfimizi bile yapmak istemiyor artık. Eskiden fincan tıkırtısı duydu mu ok gibi fırlardı yerinden..

n

n Evet, bizim evin bilge kızı Rita Hayworth Jr. dan söz ediyorum. Şu anda köpek yaşı itibari ile yaklaşık 90 yaşında. Onunla tam 13 yıldır beraber yaşıyoruz. Bir insan gibi adeta. Her şeyi anlıyor, biliyor, görüyor. Hüzünleniyor, ağlıyor, gülüyor, seviniyor. 500 kadar kelime haznesi var. Hatta biraz İngilizce dahi anladığını söylersem mübalağa etmiş olmam. Söylediğimiz her şeyi anlıyor. Biz ona insan muamelesi yapıyoruz. Çünkü hak ediyor bunu. Kedi Carmen ile de artık anlaştılar sayılır.

n

n Aynı dili konuşmak önemli değil, aynı duyguları paylaşabilirseniz gerisi kolay. Hayvanları anlayabilmek aralarındaki iletişim ve paylaşımı görmek insanların ders almaları açısından çok önemli. Ben çok şey öğrendim onlardan. Karıncalar bile bana hayat dersi veriyor. Elbette bütün bunlar için insana bir çift göz ve yürek lazım.

n

n Gelelim bizim Rita nın hallerine. Memleketin ahvaline takmış kafayı. Öncelikle yeni çıkması beklenen hayvan katliam yasasını merak ediyor. Sürekli bana şöyle soruyor. Gül, bir devlet hayvanına sahip çıkmazsa, insanına nasıl sahip çıkar ? diyor. Abdullah Öcalan, PKK, patriotlar, cami inşaatları, öğretmenlerin durumu, fakirlik, yoksulluk, Silivri günlüğü, ordudan istifa eden pilotlar, adaletin terazisi, Ergenekon destanı, Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu dâhil herkese ve her şeye çok kızgın. En çok da Başbakan’a kızıyor. Ne yapabilirim Rita çok haklı bu konuda. Ancak bir vatandaş olarak onu tasvip etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.

n

n Şu Devlet Bahçeli ye ben de çok sinirleniyorum. Aslında adı Devlet değil ( devret)olmalı. Zira artık bu işi başkalarına, devretmeli. Çünkü beceremiyor. Muhalefetin olmadığı yerde demokrasi de olmuyor. Sizce Türkiye de demokrasi var mı? Yok. NedenZafer Mutlu: 45 trilyon

n

n Mehmed Barlas: 25 trilyon
n Ali Kırca: 15 trilyon
n Güneri Civaoğlu: 13 trilyon
n Nazlı Ilıcak: 10 trilyon
n Fatih Çekirge: 9 trilyon
n Avni Özgürel: 7 trilyon
n Ali Baransel: 7 trilyon
n Hakan Aygün: 6 trilyon
n Yavuz Donat: 6 trilyon
n Rahmi Turan: 5 trilyon
n Fatih Altaylı: 5 trilyon
n Can Dündar: 3 trilyon
n Ahmed Altan: 3 trilyon
n Hasan Cemal: 2 trilyon
n Fehmi Koru: 2 trilyoni ise muhalefetin olmayışı.

n

n Basın gerçekleri halka iletmiyorsa bizler de koyun gibi lal olmuşuz işte. Ne demişti Özal. Benim memurum işini bilir. Artık toplumun bütün katmanları gazeteciler dâhil herkes işini iyi biliyor. Oysa gazetecilik çok önemli ve bir o kadar da onurlu meslektir. Gazetecilik ilke, doğruluk ve dürüstlük demektir. Rahmetli Sedat Simavi şöyle derdi. “Genç gazeteci arkadaşlarıma; “KALEMİNE DOLMA, EFENDİ KAL. UŞAK OLMAMAYA GAYRET ET. MECBUR KALIRSAN KALEMİNİ KIR. SAKIN SATMA.” Elbette çok önemli bir söz. Sedat Simavi yaşasaydı ve bu günleri görseydi kahır ederdi eminim. Gazetecilik aslında toplumu eğitmek ve yönlendirmek ve elini taşın altında ezme sanatıdır. Gerçek gazeteciler tarihe tanıklık edip gelecek nesillere gerçekleri aktarırlar. Gerçek gazeteciler aynı zamanda hem suçlu hem de mağdurdurlar. Hele de Türkiye’de gazeteci olmak en zor, en korkulu meslektir. Zira gazetecinin kelepçesi ve yazgısı kaleminin ucundadır.

n

n İddiaya gore, işte acar gazetecilerimizin mal varlıkları...

n

n Zafer Mutlu: 45 milyon

n

n Mehmet Barlas: 25 milyon

n

n Ali Kırca: 15 milyon

n

n Güneri Cıvaoğlu: 13 milyon

n

n Nazlı Ilıcak: 10 milyon
n Fatih Çekirge: 9 milyon
n Avni Özgürel: 7 milyon
n Ali Baransel: 7 milyon

n

n Hakan Aygün: 6 milyon

n

n Yavuz Donat: 6 milyon

n

n Rahmi Turan: 5 milyon
n Fatih Altaylı: 5 milyon
n Can Dündar: 3 milyon
n Ahmed Altan: 3 milyon
n Hasan Cemal: 2 milyon
n Fehmi Koru: 2 milyon

n

n Oysa ben Hasan Tahsin okumak isterdim.

n

n Ben Uğur Mumcu ve Ahmet Taner okumak isterdim.

n

n Sabahattin Ali Yücel, Mustafa Balbay ve daha nicelerini isterdim.

n

n Avaz avaz bağırmak birilerini ölesiye incitmek isterdim.

n

n Tüm duygu ve düşüncelerimi kördüğüm yapıp bir kör kuyuya atmak.

n

n Hani, hiç ağlayıp bağıramadan bu dünyadan geçip gitmek, göçüp gitmek.

n

n Ve tüm bunlara bir köle gibi itaat etmek, mecbur olmak, susmak ve susturulmak...

n

n Diri diri toprak altında havasız, nefessiz kalıp boğulmak gibi...

n

n Oysa ne demişti Hz. Ali Bana bütün dünyayı verseler bir karıncanın ağzındaki tek bir taneyi bile almam.

n

n Ve demişti ki ; Einstein insanlar sadece ikiye ayrılır.İyi insan,kötü insan..

n