Arkamdan seslendi!
“Ömer Baba konuşuyor Müdürüm.!”dedi.
Döndüm geri.
Mesai arkadaşıma –teşekkür- ettim.
Konferans salonuna girip en arka sıraya oturdum.
Kültür – Sanat Çalıştayı devam ediyordu…
***
“Ömer Baba” kime diyordum ki ben?
Öyle ya!
Rauf Denktaş’ın (TOROS) rol aldığı dizinin adı neydi?
“Kurtlar Vadisi”
İşte o günden sonra izlemişimdir söz konusu diziyi?
Dizide Ömer Baba’yı oynayan Emin Olcay’dı.
İyi aktördü.
Canlandırdığı karakter, ‘ bilge’ bir insandı.
Olumsuzluklara hoşgörü ile bakandı…
Hikmetli sözleri vardı…
Anlamlı hikayeler anlatırdı…
Bembeyaz saçları vardı.
Bu ortak özelliklerinden dolayı Prof. Dr. Memduh ERKİN’ e Ömer Baba diyordum.
Bunu öğrenenler de hocamıza “Ömer Baba” diyordu.
Güzel Sanatlar Eğitim Bölüm Başkanlığı yapmıştı.
Sanatsal sohbetlerimiz vardı…
Yıllardır büyük bir proje üstünde çalışıyordu.
Elips Pergeli buluşlarındandı.
Şimdi Kültür –Sanat Çalıştayı’nda konuşuyordu.
Ömer Baba’yı, yani Prof. Dr. Memduh ERKİN’ i hep beraber dinliyorduk:
“Öncelikle Samsun Sanat Platformu üyelerine teşekkür ederim. Prof. Dr. Metin EKER’ in şahsında hepinizi yürekten bu seçkin kitle huzurunda kutluyorum. Bugün bilimde ve sanatta doruğa çıkmış tarihe adlarını kazıyarak yazmış beyinlere, gönüllere, isimlerine bakın; bizim kültürümüzde de Batıda da bunların çok büyük estetik duyarlılığa sahip olduklarını görüyoruz sevgili dostlar. Bilimsel buluşların, büyük teknolojik yaratımların aynı sanatsal yaratımlar gibi temelinden estetik duyarlılığa dayandığını görüyoruz.
Dünya toplumları arasında tanınmanın, kabul edilmenin temel ölçütü bilimsel ve teknolojik düzeydir. Bilim ve teknolojinin kaynağı da bilgidir. Bilgi, üretim ve elde edilme amaçlarıyla ilgisinde özel bir değer taşır. Bu yalın anlayışın özümsenmesi ile bilgiyi yaşama geçirme başarısı doğru orantılıdır. Bilim ve teknoloji tarihi, adeta bu yargının dayandığı kanıtların tarihidir.
Günümüzde toplumların gelişmişliğini, ülkelerin kalkınmışlığını belirlemede ekonomik ve sosyo-kültürel yapının yenileştirilmesindeki yönelimleri, geliştirilmesindeki performansı gösteren tespitler önemli görülmektedir. Kalkınma da sosyo-ekonomik unsurlar arasındaki korelasyona dayalı olarak toplumun yeni denge eşiklerine erişmesi şeklinde açıklanmaktadır. Bu bağlamda kalkınma, yaşam pratiğince geçerliği onaylanmış yeniliklere bağlıdır. Bu nitelikteki yeniliklere araştırma ve denemelerle varılır. Araştırma ve denemelerin deneysel planda en güçlü ortak paydasını oluşturduğu gerçekleştirim alanları, “sanat” , “bilim”, “teknoloji” ve bunların arakesitlerinde doğarak ana bileşkesi niteliği taşıyan “tasarım” dır. Yenilikler bu alanlarda ortaya konan ürünlerle, vargılarla topluma mal olurlar ve kolektif bilincin gelişmesini, yeni boyutlarlar kazanmasını sağlarlar. Paylaşıldıkça çoğalan değerlerin üretildiği ve birlikte organik bir bütünlük oluşturan bu alanlar arasında, toplumsal – kültürel yönsemeleri dolaylı yollarla önce ve çok çabuk etkileme gücüne sahip olduğu için sanat özel bir konumda bulunmaktadır. Bu nedenle toplumsal yapının sağlığı için bunlar arasında sanat yaşamsal önem taşımaktadır. Bu aynı zamanda dünya toplumları arasında varlığını kabul ettirebilme için de ön koşuldur. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ivme kazandırdığı küreselleşmeyle doğru orantılı gelişen kültürel karmaşa ortamında kendi kültürel ve estetik değerlerimizden evrensel ölçekte yeni beğeni ölçütleri, kullanım önerileri ve normlar üretebilmenin de ön koşuludur.
Buradan çıkarılacak sonuç: estetik duyarlığın, insanın her plandaki kendini gerçekleştirme başarılarının dinamojeniği olarak çok yüksek bir stratejik değer taşıdığıdır. Bu tespit, insanın hem kaynak hem araç hem de amaç olduğu her hizmet, üretim ve paylaşım alanı için son derece önemli görünmektedir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim sevgili dostlar.”
Ömer Baba’ yı (Prof. Dr. Memduh ERKİN) alkışladılar.
Tiyatrodan öğrencilerimle beraber ben de alkışladım.
Kültür Sanat Çalıştayı’nın sonuna gelinirken; Prof. Dr. Metin EKER’ den (Moderatör)sonuç bildirgesini hazırlayıp basın mensupları ile paylaşacağını düşünerek salondan ayrıldım.
Aklımda yine Gazi Atatürk’ün 1923’te basın mensuplarıyla paylaştığı söz vardı:
“Küçük Hanımlar.
Küçük Beyler.
Sizler hepiniz geleceğin gülü, yıldızı, aydınlığısınız.
Memleketi asıl aydınlığa gark edecek sizlersiniz.
Sizlerden çok şey bekliyoruz.
Kendiniz için değil ulus için elbirliğiyle çalışınız.
Çalışmaların en yükseği budur.”