n
nn
nn Sahnenin tozunu yutmuş çoğu aktörün-aktristin ezberden söylediği bir repliktir.
nn Replik mi dedim?
nn Hay aksi “Tirat” diyecektim!
nn Hangisi mi?
nn Canım, ‘Oda Tiyatrosu’nun perdelerine bakarak “ermeni” şivesince söylediğimiz o uzun tirattan söz ediyorum:
nn “Zaten aktör dediğin nedir ki?
nn Oynarken varızdır.
nn Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır.
nn Bir zaman sonra da unutulur gider.
nn Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olarak kalırız.
nn Görürüm hepiniz gardıroba koşmaya hazırlanıyorsunuz.
nn Birazdan tiyatro bomboş kalacak.
nn Ama tiyatro işte o zaman yaşamaya başlar.
nn Çünkü Satenil’ in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır.
nn Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir.
nn Hiranus’ la Virginia’ nın bir diyaloğu eski kostümlerin birinin yırtığına sığınmıştır.
nn İşte bu hatıralar, o sessizlikte…”
nn İşte bu tirat sayesinde Erhan BAŞOĞLU ile ilk tanışmamız ‘Oda Tiyatrosu’nda olmuştu. Ezberi tamdı. Bendenizin ise değildi. Ezber yapmamda bana yardımcı olmuştu.
nn Neden hatırladım ki bunu?
nn Zira tiratta vurgulanan o sessizlikte sohbet ettik KUM TİYATROSU kurucusu Erhan BAŞAĞLU ile Atakum Kültür Merkezi’nde.
nn Kendisi aktördür.
nn Yönetmendir.
nn Ve en önemlisi eğitimcidir.
nn Hem de tam bir eğitimcidir…
nn Tiyatrodaki öğrencilik yıllarımızda ‘Oda Tiyatrosu’nun duayenlerindendi.
nn Tartıştığımız tiyatro konularında bilgiliydi.
nn Çocuk bölümünün öğretmeniydi.
nn Halen de öğretmenlik mesleğinin yanı sıra, ailesi ile beraber tiyatronun içerisindeydi…
nn Üretendi…
nn Tiyatrodan ekmek yiyen birçok öğrencinin ilk öğretmenlerindendi…
nn ‘Oda Tiyatrosu’nda profesyonelce oyunlar sahneye koymuştu…
nn Ayakta alkışlanmış, sanat ahlakından hiç ödün vermemişti.
nn Arkadaşımdı-dostumdu…
nn Şimdi de kurduğu “KUM TİYATROSU” n da oyunlarını sahnelemekteydi.
nn Nazik davetine eşlik ederek KAPI adlı eserini birlikte izlemiştik.
nn Amaç -daha iyi nasıl olabilir- in cevabını vermekti.
nn Üretilen sanat eserlerinde bu her daim gündemdeydi.
nn KAPI adlı eseri, iki kişilikti.
nn Türüne: dram denilebilirdi.
nn Değerli eşi Özgül BAŞOĞLU “Songül” rolündeydi.
nn Derya KILIÇ Hanımefendi ise “Peri” isimli rolü üstlenmişti.
nn Bu Peri, aslında hastalığından dolayı o…pu’ luktan uzaklaştırılmış ve bir evin bodrum katına yerleştirilmişti. Kitap okumayı dahi bilmeyendi. Cinselliği ile geçimini temin etmek zorunda kalmış, çırpıntı (ajitasyon) yüklü bir geçmişe sahipti.
nn Songül ise koruma ve kollama harekatı denilen 12 Eylül darbesinde tutuklanmış ve uzun yıllar hapis yatmıştı. Hapisteyken eşi kendisinden ayrılmış ve aynı bodrum katında ikamet etmekteydi. Okuyan, haksızlığa karşı mücadele eden bilinçli bir kadındı. Aydındı…
nn Aralarındaki tek kapı, bodrum katını iki haneye çevirtmişti. Oyunun adı da buradan gelmişti. Geleceğin bilinçli kadınını oluşturmaya yönelik oyun devam etmişti. Bu kapı yalnızlık içerisindeki iki zıt karaktere açılmasıyla Peri’ de bilinçlenme devinimi gerçekleşmişti.
nn Oyunda bilinçlenmenin serimi güzel verilmişti.
nn Ders verici bir sonla oyun bitmekteydi.
nn Belki oyunun sonundaki son replik “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne göre daha anlamlı bir replikle bitirilebilinirdi!.
nn Oyunun efekti, dekoru iyiydi.
nn Işığı, sahnenin kendisinden kaynaklanan sisteminden dolayı yetersizdi.
nn Oyunun sahnelenmesinde emeği geçen Erhan BAŞOĞLU’ na, Özgül BAŞOĞLU’ na, Derya KILIÇ’ a, İsmail YILDIZ’ a, Buğra DEDE’ ye ve emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.
nn Oyun sonrasında ise Atakum Belediye Başkanı Metin BURMA ile de sohbet etmiş ve kültür müdürünü çağırtarak “bu oyunu projelendirin” demişti.
nn Çünkü oyun g ü z e l d i.
nn
nn
nn
nn
nn
nn
nn
nn
n