LÖSEMİLİ AİLELERİN DAYANIŞMASI

Abone Ol
Evlerine gelecekleri haber aldığında sevinen, geciktiğimizde “ne zaman gelecekler” diyerek annesini sıkıştıran zeytin gözlü kız. Dört yaşında tedavilerini bitirip lösemiye tekme vuran Ayşegül’ün gelenlere ilgisizliği beklentisiyle tezattı.
Oyuncağıyla meşgulken bizleri dinlemesi ve göz ucuyla takip etmesi, misafirlerin gelişindeki büyük payın kendisinin olduğunu gösteriyordu. Peçeteleri sehpalara yerleştirmesindeki sevimliliği bir tarafa, ilk defa gördüğü misafirlerin çağrısını karşılıksız bırakmayarak sevimliliğini paylaşması, üç beş dakika sonra gerçekleşmişti.
Bekleniyor olmanın güzelliği kadar, insanların yüzünde tebessüm oluşturmak apayrı bir güzellik. Aileler ziyaretlerden azami derecede katkı gördüklerini ifade ediyor, yeni dostlarla tanışma ve buluşmanın sevincini yaşıyor.
Samsun’da kiraladıkları evdeki geçici konaklamaları, henüz yürüme aşamasına gelmeyen kardeşiyle biraz daha sürecek lösemili Ayşegül’ün. Tedaviler biterken iki yıla uzayacak kontrol süreci de tamamlanmalı. Üç yıl önce başlanan mücadelede yakaladıkları seviyenin şükrünü ifade ederlerken, şartlar aile bütünlüğünü korumayı engelliyor. Babanın şehir dışında çalışması hasret duygusunu zirveye taşıyor. Geçtiğimiz aylarda Kastamonu’daki baba, bugün öğreniyoruz ki Nevşehir’de.
Çok sık ziyaret ettiğimiz evlerinde bu sefer farklı simalar var. Bir yerlerden tanıdık geliyor bize misafirleri. Sonunda lösemili Ayşegül’ün misafirlerinin akrabaları değil, Kastamonu Cide’den lösemiyi yenen Canan olduğunu öğreniyoruz.
Lösemiyi yenen ve Samsun’a gelen kızımız annesiyle birkaç günlüğüne misafirleri Ayşegül’ün. İki anne ve lösemiyi yenmiş kızları. Mücadelede dayanışmanın fotoğrafı gördüğümüz. Hasta ailesi diğer bir hasta ailesini konuk etmiş. Hastane koridorlarındaki tanışma, hayatın diğer alanında yardımlaşma ve dayanışmaya kadar yol almış.
Cideli Canan’ın tebessüm ve sempatikliği gelenlere de olumlu elektrik veriyor. Pozitif bakış ancak bu kadar olur. Sosyal medyadan tanıştığımız kızımız, çalışmalarımızı gözlemlemek için dönüşünü ertelemiş. Cide’ye yolumuzun düşeceğini söylediğimizde;
“Keşke gelseniz Kenan amca!” diyor.
Dertleri yaşayanların anladığı, birbirlerini teselli edebildiği bir aile dayanışmasıydı.
Biri dört, diğeri on sekiz yaşında…
Anneleri farklı olsa da çilede kardeşliği yaşayan, abla kardeş lösemiyi yenen kızlarımızın enerji dolu bakışlarını fotoğraf makinesine kaydediyoruz. O resmin altına kendileri not düşüyor.
“Lösemiden korkmuyoruz. İşte bu halimizle yine neşeli ve dopdoluyuz.”