Mahkeme kararları önemlidir.
Adaletli olmalıdır.
Toplumu kararlarıyla suç işlemekten alıkoymalıdır.
Hukuk, tam anlamıyla işlemelidir.
Aksi takdirde düzen bozulur.
Suç işlemek olağan olur.
Peki ülkemizde mahkeme kararlarında adalet yerini buluyor mu?
Buluyordur mutlaka.
Ama bir bölümünde bulmuyor.
Pes dedirten kararlar, zaman zaman ‘Olmaz böyle şey’ dedirtiyor.
Örnek mi!
Çarşamba’da bir kişi iki ayrı akaryakıt istasyonundan akaryakıt alıp, bedelini ödemeden kaçmış.
Yani akaryakıtı gasp etmiş.
Polisin ‘Dur’ ihtarına uymamış.
Bir vatandaşa çarpıp 20 metre sürüklemiş.
Ardından yakalanıp adliyeye sevk edilmiş.
Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış.
Oldu mu?
Hakime göre oldu.
Toplum vicdanına göre olmadı.
Hukukumuza göre de olduğunu sanmıyorum.
Şimdi bu kararı eleştirmek suç mu?
Suçsa kabulüm.
Hatırlar mısınız; Gaziantep’te baklava çalan çocuklara 16 yıl hapis cezası verilmişti.
Denizli’de birkaç kişiyi çivileyip öldüren şahıs ‘Deli’ olduğu gerekçesiyle salıverilmişti.
İşin garip yanı her salıverilme sonrası cinayetlerine yenilerini eklemişti.
Bu ülkede idamla yargılanıp serbest kalanların sayısı hayli çok.
Suçsuz yere yatıp, sonra da ‘Pardon’ denilip serbest bırakılanlar da çok.
O halde hukukumuzda değil, hukukçularımızda hata var.
Yasalar yorumlanmak istendiği gibi yürütülüyor.
Haliyle suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu oluyor.
Ömrü yetenler haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde arıyor.
Haklılıkları ortaya çıksa ne yazar.
Adalet Bakanlığı cezasını çekiyor.
Çektirenler yaptıklarıyla kalıyor.
Kısacası, bu iş çocuk oyuncağı değil.
Hukuka aykırı karar verenlerden hesap sorulmalı.
Dolayısıyla da hatalar önlenmeli.
Aksi takdirde hukuktan söz etmek mümkün olamaz.
Bu böyle biline.