Aslı, askıda kahve idi... Sonra askıda çorba ve askıda ekmek gibi tanımlamalar ortaya çıktıysa da işin aslı, yine askıdır...
Askının ucundaki, veren ellere göre değişir...
Bu öyküyü 6 yıl önce, Samsunspor eski Kulüp Başkanı İsmail Uyanık bana e-postayla göndermişti...
İtalyanın Napoli kentinde, bir kafede geçen ilginç bir paylaşma geleneğidir bu...
Parası olup da kahve içemeyenlerin buraya gelmesi halinde, ücretleri başkaları tarafından daha önceden ödenmiş ve askıya asılmış kahve-çay fişlerini anlatan bir öykü...
Yoksulun canı kahve istiyorsa, bu kafeye gelip askıdan fişini alır ve kahvesini içip gider....
Öykü yayınlandığında çok tutmuştu...
Geçen yıl Canik Belediye Başkanı Gençin, askıda ekmek uygulaması başlattığında beni aramasının nedeni, bu öykünün onda bıraktığı etkiydi...
Projeyi beğenmiş, hatta bu köşede de yazmıştım...
Arkadaşlarla gündemi konuşurken, Oktay Öztürkün haberinden Askıda ekmek uygulamasının giderek yaygınlaştığını öğrendim...
Fırından 2 ekmek alan birisi, 1 ekmek de askıya deyip, 3 ekmek parası ödüyor...
Fırının önünde bulunan askıdan da ihtiyaç sahibi olan, hiç kimseye sormadan ekmeği alıp gidiyor...
Belki bir gün o da askıya ekmek bırakabilecektir...
Burada esas olan yardımlaşma duygusunun
toplum içinde kuvvetlenmesidir...
Bunun adı bazen askıda ekmek, bazen de askıda elbise olur; hiç farketmez!..
Yoksulu incitmeyin de gerisi önemli değil...