n
n n Mazlum olmak, zulme uğramak demektir.
n n O halde “mazlum olma özgürlüğü’nden” amaç, zulme uğrama özgürlüğünü istemektir.
n n Peki, böyle bir özgürlüğümüz var mıdır?
n n Ya da böyle bir özgürlüğü isteyebilir miyiz?
n n Hemen belirtmekte yarar vardır ki, Müslümanın ”mazlum olma yani, zulme uğramaya razı olma” özgürlüğü yoktur.
n n Sevgililer sevgilisi Peygamberimiz (SAV) Veda Haccı Hutbesi’nde, “zulmetmeyiniz, zulme uğramayınız” buyurmuştur.
n n Bir başka hadis-i şerifte de, ”kardeşinize zalim iken de mazlum iken de yardım ediniz” buyurmuştur.
n n Müslüman; zalimi, zulmünden alıkoyarak, vazgeçirterek ya da bizzat engelleyerek zalime yardımcı olur.
n n Yine Müslüman, mazluma sahip çıkarak zulümden kurtarabilir.
n n Özetle ifade edersek, “zulme uğrama özgürlüğümüz” yoktur.
n n Bu ilke, bizi zalime karşı direnişe zorlar.
n n Zalime karşı direniş, insanlık onurunu yüceltir.
n n Zalime karşı her direniş, mutlak anlamda zaferle sonuçlanır. Hakk, her zaman galiptir.
n n Zulme uğrama özgürlüğümüzün olmadığı yerde bir mazlum olarak feryat etme özgürlüğümüz var mıdır?
n n Bir eğitimci, bir veli, bir memur, bir işçi, bir emekli ve bir vatandaş olarak zulme uğramakta olduğumu haykırabilir miyim?
n n Suç olur mu?
n n Pir Sultan Abdal’ın;
n n “Almış ele haksızlığı, baştan başa densizliği,
n n Bilmem neden hırsızlığı, yapan değil, bilen zalım.” Dizelerinde belirttiği gibi mazlumun ve ona sahip çıkanın sesi çıkmasın mı diyorsunuz?
n n Hayır, zalim, zulmüne devam etmesin, haber veren olursa ödüllendirilsin, mazlumun sesine kulak verelim, ahı ise indirmesin şahı diyoruz..
n n Selam ve sevgi ile…
n n
n