Memur ve sendikalar

Abone Ol

Hem ekonomik hem de iş güvencesinden ötürü memurluğa olan ilgi, her geçen yıl artıyor.
Özel sektörde iflas ve diğer sorunlardan dolayı işyerinin kapanması, bunun sonucunda da zaten düşük olan ücretler ile kıdem tazminatlarının ödenmemesi; yurttaşları memur olabilmeye yöneltiyor.
Kamuda memur olarak çalışabilmenin önceliği olan Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) girenlerin sayısında her geçen yıl artış olması, bunun açık bir göstergesi.
Ayrıca, kamuda belirli mesleklere daha fazla istihdam sağlanması da bireylerin memur olma iştahını kabartıyor.
Kamuda halen yaklaşık 2 milyon 270 bin memur bulunuyor.
Bunların çoğunluğu, eğitim-öğretim kadrosunda çalışanlarlardan, yani öğretmen , akademisyen ve diğer hizmetlilerden oluşuyor.
Milli Eğitim Bakanlığı ile yüksek öğretim sisteminde çalışanların sayısı 820 bin civarında. Tüm kamu çalışanlarının üçte biri eğitim ve öğretim hizmetlerinde görev yapıyor.
Memurluğa olan ilgi giderek artsa da iş yükleri sanıldığı gibi çok da hafif değil.
Ülkemizdeki memurların iş yükü, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha fazla.
Türkiye’de çalışan bir memur, Avrupa’daki kamu çalışanına göre iki kat daha fazla iş görüyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, bir kamu çalışanı Avusturya’da ortalama 18, Fransa’da 12, Finlandiya’da 9, Almanya’da 18, Hollanda’da 19, Kanada’da 12, ABD’de 13 kişiye hizmet verirken, Türkiye’de ise 29 kişinin işini görüyor.
Kamuda çalışanlar için söylenen, ‘’salla başını, al maaşını’’ sözünün doğru olmadığını OECD verileri ortaya koyuyor.
Bir yanda Türkiye’de kamu çalışanlarının iş yükü ağırken, diğer yanda 500 bine yakın memur kadrosu boş durumda bekliyor.
En büyük kamu personeli açığı eğitim ve öğretim hizmetinde bulunuyor. En güzel örnek onca yapılan atamalara karşın kapatılamayan öğretmen açığı.
Ancak, diğer taraftan belirli branşlardaki öğretmen adayları da atama için gün sayıyor. Buradan anlaşılacağı üzere öğretmen açığı ihtiyaç duyulan kadrolardan oluşuyor.
Memurluğa olan ilgiye koşut, sendikalara olan ilgi de artıyor.
Devlet Personel Başkanlığı verilerine göre, 11 hizmet kolunda 136 sendika bulunuyor.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Yasası uyarınca toplam 2 milyon 276 bin memurdan 1 milyon 600 bini bu 136 sendikaya üye.
Yasa uyarınca, belirli hizmetlerde çalışan kamu görevlilerinin sendikaya üye olması yasak.
Bu rakamlara baktığımızda toplam kamu görevlilerinin yüzde 70’i memur sendikalarına üye bulunuyor.
Bu oran memurlara ilk sendika hakkının tanındığı 2002 yılında yüzde 48 düzeyindeydi.
Sendikalara üye olan memura bağıtlanan toplu iş sözleşmesi ile ücret zammının yanı sıra belirli ödemeler yapılıyor.
Memur sendikasına üye olan kamu görevlilerine üç ayda bir toplu iş sözleşmesi ikramiyesi adı altında para veriliyor.
Maaşından aidat kesintisi yapılan sendika üyesi memura ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücreti ile birlikte 60 lira toplu iş sözleşmesi ikramiyesi ödeniyor.
Brüt ücreti 3000 bin liraya kadar olan kamu görevlileri sendika üyesi olmalarından ötürü ödedikleri üyelik aidatından daha fazla toplu iş sözleşme ikramiyesi alabiliyor.
Böyle bir ödeme bile memurun sendikaya olan ilgisini artırıyor.
Şu anda en fazla üyeye sahip konfederasyon Memur-Sen.
Hükümete yakın duran, üye sayısını her geçen gün artıran Memur-Sen’in 763 bin üyesi bulunuyor.
Hükümete muhalif tavır sergileyen KESK’in 240 bin, Türkiye Kamu-Sen’in 448 bin, Birleşik Kamu-İş’in 51 bin üyesi var.
Grev hakkından yoksun olsalar da kamu çalışanlarının sendikalı olması kendilerine avantaj sağlıyor.
Hükümet ile yetkili konfederasyon Memur-Sen , önümüzdeki ağustos ayında toplu iş sözleşmesi masasına oturarak, memur ile memur emekli aylığına 2016 ve 2017 yıllarında yapılacak zam oranlarını belirleyecek.
Umarım memur ve emekli gönlünden geçen zammı alır.