Meclis’in milli iradeyi temsil ettiği söylenir de Meclis’in milli
iradeyi ne kadar yansıttığı üzerinde hiç durulmaz, siyasi partilerdeki
lider/genel başkan egemenliği ve seçim sistemleri hiç sorgulanmaz.
Seksen darbesinden sonra Türk siyasetinde tabanın iradesi adeta
sıfırlanmış, onun yerine liderin/genel başkanın ve yakın çevresinin
mutlak hakimiyeti getirilmiştir. Seksen öncesinde milletvekili
listeleri hakim huzurunda yapılan ve kıran kırana geçen parti içi
delege ve aday belirleme seçimleriyle şekillenirdi. Genel merkezin
kontenjan kullanması, partinin güçlü olduğu illerle ve az sayıda
seçilmiş insanlarla sınırlıydı. Bugün listeler birkaç ildeki
göstermelik ön yoklamalar dışında baştan aşağı genel merkezler
tarafından tanzim edilmektedir. Bu siyasi partiler yasası ve bu aday
belirleme sistemi değişmedikçe; parlamentonun millet iradesini temsil
ettiğini söylemek çok doğru olmaz.
Milli iradenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yeterince
yansımamasının bir diğer sebebi de seçim yasasıdır. Büyük partilerin
lehine olan bu sistemde, baraj altında kalan oylar barajı aşan
partilerin özellikle de en çok oyu alan partilerin hanesine
yazılmaktadır.
7 Haziran seçiminde baraj altında kalan partilere oy veren toplam 2
milyon 162 bin 109 seçmenin iradesi TBMM’ye yansımamıştır. Bu oyun
karşılığı olan 25 milletvekili başka partilere daha doğrusu en çok oyu
alan AKP’ye gitmiştir.
AKP sadece baraj altında kalan partilerin milletvekilliklerini değil
aynı zamanda barajı geçen ama daha az oy alan partilerin
milletvekilliklerini de kendi hanesine yazdırmıştır. 7 Haziran’da MHP
94 bin 978, CHP 87 bin 812, HDP 78 bin 549 oya bir milletvekili
çıkarırken AKP 74 bin 079 oyla bir milletvekilliği kazanmıştır.
Sistemin en karlısı AKP en mağduru ise MHP’dir. MHP’nin HDP’den 1
milyon 308 bin 319 fazla oy almasına rağmen HDP’nin MHP kadar
milletvekili çıkarması, bu çarpıklığın en açık göstergesidir. Bu
çarpıklık Meclis başkanlık divanına, komisyonlara ve RTÜK gibi daha
başka zeminlere de taşınacaktır.
Rakamlar yorucu ve sıkıcıdır ama olayı tam anlayabilmek veya
anlatabilmek için de gereklidir. 7 Haziran’da 46 milyon 747 bin 855
geçerli oy kullanılmıştır. Bunu milletvekili sayısı olan 550’ye
böldüğümüzde karşımıza çıkan 84 bin 996 rakamı bir milletvekilliği
için gerekli geçerli oydur. Bu hesapla AKP’nin 225, CHP’nin 136-137,
MHP’nin 89-90, HDP’nin ise 74 milletvekili çıkarması gerekirken AKP
258, CHP 232, MHP 80, HDP 80 milletvekili çıkarmıştır. Başka bir
ifadeyle sistem AKP’yle HDP’nin lehine, MHP ile CHP’nin aleyhine
işlemiştir.
Milli bakiye dışında hiçbir sistemde milli iradeyi Meclis’e tam
yansıtmak mümkün değildir. Milli bakiye sistemi geçmişte uygulanmış ve
istikrar açısından sakıncaları görülmüştür. Ona dönülsün demiyorum ama
hem siyasi partiler hem de seçim yasalarında yapılacak düzenlemelerle
hem halkın adayların belirlenme sürecine katılımları hem de verdikleri
oyların TBMM’de temsil oranı daha yukarılara taşınmalıdır.
Bir de bu gerçekler göz önünde bulundurularak, TBMM’de parmak
çokluğunun “milli iradeyi” mutlak anlamda temsil ettiği söyleminde vaz
geçilmesi gerekmektedir. O parmak çokluğu hukukidir, meşrudur, ama
görüldüğü gibi milli iradenin yüzde yüz yansımasının sonucu değildir.