MISIR, DARBE , ÇİFTE STANDART…

Abone Ol

n Mısır‘da seçimle bir buçuk yıl önce iktidara gelen Cumhurbaşkanı Mursi, askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılıp, gözaltına alındı . Yerine 1400 yıl sonra ilk kez bir Hristiyan cumhurbaşkanı atandı. Oysaki Mısır‘ın nüfusunun % 90 ‘ı Müslüman , % 10 ‘u Hristiyan ‘dır. Mursi ,Mısır tarihinde askeri vesayet olmadan seçim ile göreve gelen ilk sivil liderdir. Mursi’nin göreve geldikten sonra ilk icraatlarından biri de Filistin’e giden tek insani yardım kapısı olan ve Mübarek döneminde kapalı tutulan Refah kapısını açmak olmuştu.

n

n Mursi sandıktan çıkmadan önce halk hareketleri ile Arap baharı olarak adlandırılan süreçte Hüsnü Mübarek görevden alındı. Mısır 50 yıldır askeri vesayet ile ve dikta ile yönetilmektedir. Mısır‘ın yaklaşık iki yüzyıldır tüm kaynakları Batı ve yandaşlarınca yağmalanmıştır ve bu yağma çalışması halen daha devam etmektedir. Mısır‘ın tüm kaynakları bu dönemde peşkeş çekilmeye devam edildiği gibi halkı zenginlik içinde fakirliğe mahkum edilmiştir. Mısır‘daki darbeden ümitlenerek bizim ülkemizde de darbe duasına çıkan, ilerici aydın bir kesimimiz var. Bu kesim Mısır‘daki darbeden o kadar heyecan duydu ki darbeye açıkça desteğini dile getirmekten kaçınmadı. Ordu , Mübarek ‘i görevden alınca halk devrimi oluyormuş da Mursi’yi görevden alınca niye darbe oluyormuş ,bu Ak Parti ve taraftarlarının ikiyüzlülüğü imiş.

n

n Bir kere her sandık sonucunu demokratik kabul etmek ne kadar yanlış ise her darbeyi halk devrimi kabul etmek o kadar saçma olur. Bir zamanlar bizim ülkemizde uygulandığı gibi “ açık oylama , kapalı sayım usulü” ile yapılan bir seçimin sonuçlarına ne kadar demokratik diyebiliriz.!? Demokrasi tek başına sandık değildir ancak askeri darbe hiç değildir. Bunu destekleyen, özgür ,sivil dinamikler olması gerekir. Otuz yıldan fazla askeri vesayet ile yönetilen Mısır buna “dur” dedikten sonra halk devrim yaparak Mübarek ‘i görevden uzaklaştırdı. Bu gerçek bir devrimdir. 2011 Arap Baharı döneminde Mısır ordusu başlangıçta tarafsızlığını dile getirmişti. Daha sonra tavrını halktan yana koymuş ve ABD‘den de darbe yaptığı için alacağı avantasını pardon yardımını alamamış idi. Devrim amacına ulaştıktan sonra içeride güvenliği tesis etmek için Mısır ordusunun halktan yana tavır alması kadar doğal bir sonuç yoktur. Mısır‘da Mübarek zamanında yabancılara verilen petrol ve gaz imtiyazları Mursi tarafından yeniden ele alınınca , enerji lobisi harekete geçti. Hemen akabinde ,ABD ve Yahudi lobisinin finansı ile Mısır ordusunun harekete geçmesi , yanına da İslamofobi garnitürü eklenerek halkın da bir şekilde olayların içine çekilmesi ve neticede BİR YIL, SADECE , BİR YIL İÇİNDE BECERİKSİZLİĞİ KANITLANAN MURSİ ‘NİN GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILMASININ, KIYASLANACAK hiçbir yanı yoktur. MÜBAREK GİDERKEN MISIR HALKI SOKAĞA DÖKÜLMÜŞTÜ AMA GİTMESİN DİYE MEYDANLARI DOLDURAN KİMSE YOKTU. Tahrir Meydanı’nda halk var ise Adeviye Meydanı’ndakiler Brezilyalı mı !!!!... Mısır ‘da olanlar asıl Batının ve dahili müttefiklerinin ikiyüzlülüğünden ve demokrasi konusundaki her zamanki çifte standardından başka bir şey değildir. Zaten Mübarek‘in gidişine darbe diyen ABD’nin ,Mursi ‘nin gidişine darbe diyememesinden çifte standardı rahatlıkla anlıyoruz. ABD Mısır ordusuna maddi yardım yapmaktadır ama ABD kanunlarına göre darbe yapan orduya maddi yardım yapılmaz. Mübarek‘in gidişi tabandan gelen gerçek bir halk hareketi idi, Mursi’nin gidişi ise ABD‘nin finansörlüğünde gerçekleştirilen dayatma bir darbedir. Mübarek asker kökenli bir zat idi ve otuz yıldan fazla diktatörlük ile ülkesini yönetti. Mursi’nin ise sadece bir yıllık icraatı beğenilmemiş, darbe bunun için yapılmış. Yoksa Mursi’nin İslami referansının olması; Mısır halkının İslama yani özüne dönüşü ile bilinçlenecek olması ve özüne dönünce Batının artık elini kolunu sallayarak Mısır’ı ve Ortadoğu’yu soyamayacak olması, bu anlamda Mısır’ın Arap dünyasının lokomotif ülkesi olması orada gerçekleşen rönesansın diğer ülkelere mesela Suudi Arabistan‘a da sıçrayabilecek olma ihtimali olmasın!!!