MUHTARLAR NİYE AYAKTAYDI?

Abone Ol
Sayın Cumhurbaşkanımızı, İç Anadolu muhtarlarına hitap ederken izledim televizyonda. Daha önce Cumhurbaşkanlığında muhtarları ağırlayacağını söylemişti ancak bunun nasıl olacağını bilemiyorduk. Çünkü bugüne kadar herhangi bir ağırlama örneği görmemiştik bu makamda, duymamıştık da. Yine bir ilkle karşılaşınca, dikkat kesildik arkadaşlarla. Muhtarlara millî duruşunu anlatıyordu Sayın Cumhurbaşkanı. Milletle bütünleşmenin inceliklerini dile getiriyordu. İçinde kongre merkezi, kütüphane, cami de barındıran milletin malı olacak ‘Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde verilecek hizmetlerin dünya önünde nasıl bir güç sunumu olacağını vurguluyordu. Yapılanlara karşı çıkanların tarih boyunca hep var olduğuna, bunun küçük düşünmeden ve kıskançlık duygularından kaynaklandığına; küçük düşünenlerin milleti küçültme amacına hizmet ettiklerine de özellikle dikkat çekti.
Salonda oturan muhtarların yüz ifadelerine dikkat edince, her birinin heyecanlandığını fark ettim. Konuşma bitince hepsi ayağa kalktı birden, alkışlar ayaktaydı. Millî duruşun millet üzerinde ne kadar büyük etki yarattığı açıkça yansıyordu bu tablodan. Gerçekten alınacak ders büyüktü. Milletle bütünleşmenin yılmaz, yorulmaz gücüyle karşı karşıya olduğumuzu hissettim ekran başında. Değerli hemşehrim Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Sayın Hüseyin Akdeniz’in verdiği Muhtarlık Tarihini inceledim yeniden:
“ilk muhtarlık örgütü Osmanlı döneminde İstanbul’da 1829 yılında Üsküdar, Eyüp ve Galata kadılıklarında kurulmuştur. Yeniçeri ocağını kaldıran II. Mahmut, İstanbul’a göçü azaltmak; güvenlik, asayişi temin etmek ve vergi tahsilini yeniden tesis etmek amacıyla muhtarlık örgütünü kurdurmuştur. (Amaca dikkat!) Anadolu’da ise ilk muhtarlık 1833 yılında Kastamonu sancağına bağlı Taşköprü’de kurulmuştur. (…) Cumhuriyet yönetimi, 1924 yılında çıkarılan 442 Sayılı Köy Kanunu ile köy muhtarlarına yeni bir statü getirdi. Yine 1930 tarihinde çıkarılan mahalle kurulması ve mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetlerinin düzenlenmesi için 1580 Sayılı Kanun kabul edildi. Ancak 1933 yılında muhtarlıklar kaldırıldı. Ne var ki çıkarılan yasaların yetersizliğinin anlaşılması 9 yıl sürmüş ve 1943 yılında mahalle muhtarlıklarının tekrar inşası için yapılan Meclis görüşmeleri 13 ay sonra 1944’te tamamlanarak bugünkü yürürlülükte bulunan 5441 Sayılı Şehir ve Kasabalarda Muhtar ve İhtiyar Heyetlerine Dair Kanunla muhtarlık kurumu tekrar Türk siyasi hayatındaki yerini almıştır.”
Muhtarlık tarihini böyle özetledikten sonra sanki o günden bugüne kendileriyle ilgili olması gereken kayda değer bir gelişme olmadığını ima etmek istercesine sözlerini şöyle sonuçlandırıyor Sayın Akdeniz: “Merkezi idareyi temsil eden kurumlar arasında siyasal barışın sağlandığı tek kurumun muhtarlık olduğu unutulmamalıdır. Çünkü temsil ettiği gücü Türkiye Cumhuriyeti’ndeki mühründen alan bu kurum, siyasallaşmamış tek çözüm merkezidir. Bu nedenledir ki seçmen, muhtarının 24 saat kapısını çalabileceği, ‘’siyasal’’ değil çözüm merkezi olduğunu bildiği bu kurumu kendisine daima yakın hissetmektedir.”
Sayın Akdeniz, muhtarların halkla bütünleşmesine vurgu yaparken siyasallaşmadıklarını da söylüyor. Bunu söyleme ihtiyacını neden duyuyor? Çünkü uzun yıllardır barış içinde hizmet rekabetiyle siyaset üretilmedi bu ülkede. Muhtar temelli bir yönetim geliştirmek de kimsenin aklına gelmedi. Muhtarların etkinliklerine, kongrelerine siyasîler ilgi de göstermedi. 31 Aralık tarihli Ünye Kent Gazetesi’ndeki Muhtar Yürümek yazımda Ünye Muhtarlar Derneği Başkanı Sayın Ahmet Ekici’nin açıklamalarına da değinerek buna dikkat çekmiştim.
Sayın Cumhurbaşkanı bu konuşmasıyla yeni bir yol daha açtı. Muhtarlar bu yüzden ayağa kalktı. Bu hareketleriyle hizmet temelli millî duruş siyasetine sahip çıktı. İnanıyorum ki dalga dalga yayılacak Anadolu’ya bu coşku, bu heyecan. Barış, istikrar ve hizmet temelli siyasetlere özlemin heyecanı bu. Dikkatli bakmak ve görmek lazım; siyasete bakışı değiştirmek; yeni yarlar kazmak, yeni yeni yollar açmak lazım! Sayın Cumhurbaşkanımızı saygıyla kutlarım!