“Müslümanların en büyük sıkıntısı nedir?” şeklinde bir soru sorsak, kim bilir kaç yüz tane cevap alacağız.
Hepimiz, sevap ve günahlarımızla “elhamdülillah Müslümanız.”
Bundan şüphe etmiyoruz. İmanından şüphe eden imansızdır. Şükürler olsun ki, bu noktada şüphemiz yoktur.
O halde yanlış ve sıkıntı nerededir?
Yanlış ve sıkıntı imanımızı parçalamamızdadır. Oysa, “ iman parçalanma kabul etmez.”
Allah(cc), insanları yeryüzüne gönderirken beraberlerine bir kitap ve bu kitabı anlatacak ve uygulayacak “ Peygamber/ Resul” adlı bir de rehber gönderdi.
Biz buna da inandık. Peki, sıkıntı nerededir?
Sıkıntı gönderilen kitaba ve rehbere yeterli derecede kulak vermememizdedir.
Sıkıntı, Allah ve O’nun elçisinin gönderdiği ilkeleri beğenmememizdedir.
Sıkıntı, kendi aklımızı Allah’ın ve peygamberin hükümlerinin üstünde görmemizdedir.
Sıkıntı, kendimizi, aklımızı ve nefsimizi ilahlaştırmamızdadır.
Sıkıntı, İslamın yaşanması noktasında insanlığa tanık olmamız gerekirken, çocuklarımıza dahi tanıklık yapamamamızdadır.
Sıkıntı, Müslümanların inançlarında, eğitimlerinde ve yaşamlarında meşruiyet dayanaklarını Kur’an’da ve Peygamberde değil de ilahlaştırdıkları Batı dünyasında aramalarındadır.
Sıkıntı, bu konuda önce düşünce yapımızı, sonra da yaşamımızı parçalamamızdadır.
Hepimiz son cevabımızı yazılı ve sözlü olarak verelim: SIKINTIMIZ, ALLAH’IN VE PEYGAMBERİN HERHANGİ BİR KONUDA VERDİKLERİ HÜKÜMLERİ (KARARLARI) TANIMAMAKTADIR. AKLIMIZI ALLAH’IN İRADESİNİN ÖNÜNE KOYMAMIZDADIR. ALLAH İLE YARIŞMAMIZDADIR.
Bu durum imanımızı da yaşamımızı da yıkmaktadır.
Selam ve sevgi ile…