Ne yaparsan yap!..
Her şey nasip meselesi...
Aşklar da para da böyle...
Hatta nasipsiz dayak bile
yiyemezsin...
O yüzden kafayı
fazlaca yormamak lazım...
Tıkandı Babanın öyküsünü
okuduğunuzda, bana hak vereceğinizi
umuyorum...
* * *
Sultan Mahmut, kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
Tıkandı Baba, çay getir, Tıkandı Baba, oralet getir.
Bu durum Sultan Mahmut un dikkatini çekmiş.
Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
Uzun mesele evlat demiş Tıkandı Baba...
Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı Baba da peki diyerek başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. Benimki de onlarınki kadar aksın diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve
Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık dedi. O gün bu gün adım Tıkandı Baba ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.
Tıkandı Baba nın anlattıkları Sultan Mahmut un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;
Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altına bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.
Sultan Mahmut un adamları, peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba ya baklavaları vermişler. Tıkandı Baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya
Taze baklava, güzel baklava !...
Bu sırada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi
Baba, baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım demiş. Tıkandı Baba da peki demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı Baba ya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı Baba dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut ; Bizim Tıkandı Baba ya bir bakalım, deyip Tıkandı Baba nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama bir de ne görsün bizim Tıkandı Baba, eskisi gibi darmadağın. Sultan;
Tıkandı Baba, sana baklavalar gelmedi mi? demiş...
Geldi sultanım...Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?
Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım.
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
Baba, şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir demiş. Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan, Baba, senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış:
Alın bu adamı Üsküdar ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin.
Padişahın adamları peki deyip adamı alıp Üsküdar a götürmüşler.
Baba, hele şuradan bir taş beğen bakalım demişler. Baba,
niçin diye sormuş. Askerler,
Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba; şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline...
Ne olacak şimdi demiş. Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.
Baba taşı kaldırmış tam atacakken elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:
VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...