NE BEKLENİLİYOR

Abone Ol

Bir önceki yazımda Türk milletinin seçerek TBMM’ye gönderdiği milletvekillerinden neler istediğinden kısaca bahsetmiştim. Bana öyle geliyor ki, şu anda partiler milletten bazı şeyler isteme durumunda bulunmaktadır. İşler herhalde hepten tersine dönmüş bulunuyor. Kimi parti “armudun sapı var”, kim parti ise “üzümün çöpü var” gibi mazeretler üretmektedir. Bunların tümünün mazur görülecek bir tarafı yoktur. TBMM aritmetiğine göre şapkamızı önümüze koyarak, koalisyon kurma çalışmaları bakımından bazı alternatiflerin yorumunu yapalım. 1. AK Parti- CHP koalisyonu; 2. AK Parti-MHP koalisyonu, 3. AK Parti-HDP koalisyonu; 4. CHP-MHP-HDP, 5. Geniş tabanlı bir koalisyon,gibi beş olasılık ortadadır. Özellikle MHP’nin, TBMM başkanı seçiminden sonra ise, AK Parti- MHP koalisyonu öne çıkmış bulunmakta ve bir de AK Parti’yi MHP’nin desteklemesi ile azınlık hükümeti de ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bütün bunlara rağmen; partilerin daha neyi istedikleri veya neyi beklediklerini anlamakta güçlük çekiyorum. Seçim konuşmaları sırasında tüm partilerin iktidar olmak veya iktidara ortak olmak üzere olan söylemlerini, ortaya koyarak düşünmeleri gerekir.
Şimdi bir erken seçim olasılığı karşısında, bu seçimden nasıl kârlı çıkarım anlayışı ile koalisyon çalışmalarına bakmak bence, abes ile iştigaldir. Açıkça ifade etmek gerekir ise, millet seçilenlerden; hükümet kurarak bu ülkenin derdine deva olacak projeleri üretmeleri istemektedir. Bütün bekleyen sorunlar bir tarafa bırakarak, “yenilen pehlivan güreşe doymaz” misalinden hareketle, yeniden seçim istemenin anlamı ne demektir? Seçimden sonra ne kadar zaman geçti, neler yapıldı ki, seçmenin iradesinde değişiklik olsun. Şurası açık ki her seçimde partiler, daha çok oy alabilecekleri varsayımı üzerinden hareket edilmektedir.
Tüm bunların yanında, AK Parti’den üç döneme takılarak seçilmemişler de ayaklanmış bulunmaktadır. Üç dönem kuralı ile ilgili olarak tüzüğün kabulünde oy kullanan kimileri bunun uygun bir karar olmadığını ifade ederek, olası bir seçim için pusuda beklemektedirler. Ülkemizde milletvekili olmak, profesyonel bir meslek olarak kabul görmekte ve bir seçilen o koltuktan kalkmak istememektedir. Bu anlayışı değiştiren kurallar ise kabul görmemektedir.
Siyaset her zaman değişik yüzler, değişik kan ve ülkeyi ileriye götürecek projeler ortaya koyacak olan insanlara ihtiyaç duyar. Yenile, yenile sırtı yerden kalkmayan parti liderleri de, bulunmaz Bursa kumaşı gibi yerlerinde durmaktadır. Elbette, parti liderlerinin sultasındaki partilerimizde parti başkanlarını değiştirmek mümkün değildir. ABD’deki duruma bir göz atınız. Başkanlık yarışına girenler, parti liderleri değildir. Seçilen senatörler, eyalet ve şehirlerindeki parti teşkilatındaki insanlar değildir. Orada, parti teşkilatı ile partiyi yönetimde temsil edenler ve senatörler tamamen farklıdırlar. İkinci defa seçilmek için, başkanlık için mücadele ederek seçilen sadece bir örnek, yani Richard Nixon’dır ve onun da akıbeti bellidir.
Ülkemizde pahalılık ve enflasyon başını almış gitmektedir. Özellikle gıda maddelerindeki artış, çok yüksektir. Ekonomimizin iyi olduğunu ve cari açığın kapandığını da söylemek mümkün değildir. Bir tüketim ekonomisi ülkemizde kol gezmektedir. Güney sınırımız delik deşiktir ve acilen tedbirlerin alınma gereği ortadadır. İki milyon civarındaki mültecilerin durumu yürekler acısıdır. Bütün bunlar ortada durur iken, hükümet kurmadan, erken seçime gitmenin âlemi nedir, anlamak mümkün değildir? Aklımızı başımıza toplamamız dileği ile saygılarımı sunarım.