Ne Sevinirim Ne De Üzülürüm

Abone Ol

İster git ister gitme. Gidersen üzülmem kalırsan sevinmem. Sen ne sevincimin sebebisin ne de hüznümüm kaynağı. Sen bahanemizsin, sen hatalarımızı üstüne attığımız garip, sen çaresiz, sen gitmeye mahkûm zavallısın. Gitsen de hû, kalsan da hû.

Sadece sana değil bu sözler; aynı zamanda gelecek olana ya da bu yazı çıktığı gün gelmiş olana da. Gelsen ne gelmesen ne? Giden ne götürdü ki sen ne getireceksin? Sen de 365 gün bilmem kaç saat sonra gideceksin. O giderken bazılarımız nasıl sevindiyse, sen gelirken kimilerimiz nasıl havai fişekler attıysa bilesin ki aynısı bir sonraki 31 Aralık akşamı sana da yapılacak. Her melanet sana fatura edilecek, her keramet senin halefinden beklenecek.

Sen giden yıl, sen 2016, yaşadığımız hiçbir acı sende toprağa düşmedi, sende boy atmadı, sende çiçek açıp meyve vermedi; tohumlar dünlerde, önceki günlerde atıldı; sana düşen acıların doğumuna sahne olmaktı. Sende toprağa düşen tohumlar da senden sonraki yıllarda çiçek açacak ve zehrini bizden sonrakilere kusacak.

Dur, daha bitmedi; acıların tohumu senden önce atıldığı gibi yuvamızı, dünyamızı, hayatımızı güzelleştiren çiçeklerin fideleri de senden önce dikildi bu dünya ve ülke topraklarına. Sana çiçek açmaları denk geldi o fidanların. Sen geçmiş emeklerin çiçeklerini derledin sadece, sevin, övün ama sakın şımarma ve sakın kerameti kendinde görme. Sen senden öncekilerin eserisin iyinle kötünle, güzelinle çirkininle. Geçmişin hakkını teslim etki gelecekten hakkını istemeye yüzün olsun. Çünkü geleceğin tohumları da sende; ister iyi ister kötü olsun, sevabı da senin vebali de.

Ve sen gelen arkadaş, gecenin şamatalarına, maytapların parıltısına, havai fişeklerin patırtısına ve alkollü kafaların naralarına sakın aldanma; bu saltanat bir günlük, en fazla bir aylıktır. Hele şu geçen yıldan sana devredilen zamlar bir gelmeye başlasın, hele enflasyon canavarının eli cebimizdeki paraları bizden izinsiz tırtıklamaya bir başlasın seyrele bizdeki feryadı ve nefreti! Karşılarken şarkılar söyleyen dillerin anında en sunturlu küfürleri savurmasına sakın şaşırma o gün.

O alçak, o aptal, o kanlı kalkışmanın müsebbibi 15 Temmuz değildir, 15 Temmuz gününü ihanete denk sananlardır be 2017. Bir başka gün de kalkışabilirlerdi devleti ele geçirmeye, bir başka gün de sıkabilirlerdi kardeşlerine kanlı kurşunları. Katil olan, kahpe olan, hain olan gün değil, o günü kullanan insandır. 2016'yı değil o günü seçen ihanetin mensuplarını ve o ihanetin palazlanmasına seyirci kalan gaflet sahiplerini ya da gafletten de öte şu veya bu gerekçeyle el verip el alanları suçla sen 2017. Sen gideni suçlarken, adil ve doğru ol ki senden sonra gelecek olan da seni doğru ve adil yargılasın.

Ne 2016'nın gidişiyle ilgiliyim ne de 2017'in gelişiyle. Mutlak bir gerçek olan insan göreceli bir kavram olan zamandan çok daha önemli benim için. İnsan ve kadro, akıl ve bilim. Kaderimizi ve geleceğimizi belirleyecek tek değer bu. Ben takvimlerin değil insanların peşinde koşacağım…

Herkese dünden daha, daha güzel ve daha aydınlık yarınlar diliyorum…