NEDİR BU ÇÖZÜM SÜRECİNDEN BEKLENTİLER?..

Abone Ol
2013 yılı Nevruz’unda Öcalan’ın çağrısı ile başlayan ve hala devam ettiği bilinen sürece çözüm süreci diyorlar. Ama bu sürecin bir masal süreci olduğunu söyleyenler de var. Bu süreçten beklentiler çok yüksek. Bu beklentilerin ne olduğunu, kimin hangi beklenti içerisinde olduğunu süreci yakından takip edenler az çok bilmekte ve tahmin edebilmektedir. Bu süreçle birlikte terör örgütünün beklentileri ile bölge halkının beklentileri arasında bir çelişki olup olmadığı konusu da her zaman tartışmalıdır. Çünkü halk huzurlu ve güvenlikli bir ortamda özgürce yaşamak istemektedir. Terör örgütü ise bölgede tek söz sahibi olma isteğindedir. Bu söz sahipliğini özerk yönetim altında sürdürmeyi arzulamaktadır nihai hedefine ulaşana kadar. Türk Bayrağı yanında bir de eyalet bayrağı dalgalandırmayı öncelikleri arasında saymaktadır.

Öcalan’la çözüm süreci görüşmelerine oturan devlet ya da hükümet yetkilileri, bu konuda hangi kırılma noktasına gelmiştir, bunu şimdilik bilmiyoruz. Çünkü görüşmeler kamuoyu ile paylaşılmıyor. Bu görüşmelere katılan HDP’li bazı milletvekilleri zaman zaman eyalet yönetiminden bahsetmekte iken onlar da bu tür açıklamalardan kaçınır oldu. Susun talimatı mı aldılar yoksa süreç zarar görecek endişesine mi kapıldılar bunu bilmiyoruz. Çözüm sürecinde taraf olan herkesin bir beklentisi olduğu kesin ama beklentilerin bir orta yolda nasıl buluşacağı henüz belli değil. Ama şu bir gerçek ki terör örgütü bu sürecin en karlı çıkanı. Terör yoluyla masaya oturmanın keyfini sürüyorlar. Süreç onlara adeta dokunulmazlık kazandırmış ki ,güvenlikçi operasyonlar bile yapılmıyor. Askerin kışlasında, polisin karakolunda tutuluyor olmasının elbette bir nedeni var. Kurtarılmış mahalle ve ilçelerde söz sahibi olan terör örgütüne yönelik ciddi bir operasyon yapılmıyor olması ise sağduyu sahibi herkesi endişelendiriyor. Oysa ki sağduyu sahibi ve devletine bağlı herkesin ortak beklentisi, bir daha terör ortamında yaşamamaktır. Herkes doğduğu köyde bulunduğu ortamda özgürce yaşamak istiyor. Kimsenin kanının akması kimseyi mutlu etmez. İnsanlar elbette analar ağlamasın istiyor. Kimse her gün şehit cenazesi kaldırmak istemiyor. Ama bunun karşılığında kimse terör örgütünün taleplerine de teslim olunsun istemiyor. Çünkü devlet ve millet olmanın bedeli her zaman vardır. Eğer birileri ülkede teröre devam etmek isterse, onların karşısına çıkacak bir devlet gücü her zaman olacaktır. Hak elde etmenin yolu, terör yapmak olmamalıdır. Eğer teröre prim olacak adımlar çözüm süreci ile birlikte atılırsa; bu ülkeden terörü yok etmek imkansız olur. Bu yüzden çözüm süreci dikkatle takip edilen bir süreç olmalıdır.

En küçük bir hata, her şeyi berbat edebilir. Kimsenin bu süreçte hata yapma lüksü yok. Eğer gizli kapaklı oturumlarda halktan saklanarak verilen eyalet gibi sözler varsa; bunun bir hata olduğu unutulmamalıdır. Bu çözüm sürecinden herkesin bir beklentisi var. Bu beklenti, ülkeyi ve milleti felakete sürükleyecek bir beklentiye dönüştürülmemelidir. Bu ülke hepimizin birlik ve beraberlik içerisinde yaşayacağı bütün vatandaşlarının ayrımsız eşit hakları kullanabileceği bir ülke olarak kalmalıdır.