Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram.
Dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram.
Büyük dahi Atatürk’ün çocuklara verdiği değerin anlamlı günü.
Ne yazık ki Ulu Önder’in çocuklara verdiği değer, her geçen yıl çocuk gelinlerle, çocuk işçilerle, sokak çocukları ve diğer olumsuzluklardan ötürü anlamını yitiriyor.
Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri de küçücük bedenleriyle , üretime ailelerine katkıda bulunan çocuk işçiler.
Ülkemizin acı gerçeği, tedavi edilemeyen kanayan yarasıdır çocuk işçiliği.
Çeşitli platformlarda, ‘’Çocuk işçiliğine hayır’’ diye haykırılmasına, paneller yapılmasına, en önemlisi kağıt üstünde yasaklanmasına karşın, çocuk işçiliğinin her yıl katlanarak artması, iş cinayetlerine kurban gitmesi ürkütücü boyutlarda.
Yaşıtları ile sokaklarda oynaması, okullarda eğitim görmesi, çocukluğunu doyasıya yaşaması gereken çocuklar, o küçük bedenleriyle çoğu da ilkel koşullarda, aile bütçesine katkı sağlamak, ya da iş öğrenebilmek amacıyla terinin son damlasına dek kayıt dışı çalışıyor.
Küçük bedenleriyle orantılı olmayan zor işlerin üstesinden gelmeye, ustasının övgüsünü kazanmaya çalışan, bu küçük emekçilerin birçoğu da, yaşamın keyfini süremeden, geride derin bir acı bırakarak iş cinayetlerinde can veriyor.
Onca uyarılara, önlemlere, denetimlere, yaptırımlara rağmen, çocuk işçi sayısı dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önü alınamaz bir şekilde yaygınlaşıyor.
Her yıl ‘’ Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’’nde o bildik toplantılar yapılıyor, klişe sözler dile getiriliyor, çocukların yerinin okul ve sokaklar olduğu ifade ediliyor. Ama değişen hiçbir şey olmuyor. Çocuk işçiliği, acımasızca her yerde yüzünü gösteriyor.
Önemli olan zihniyet değişikliği ve çocuk işçiliğini önlemeye yönelik kararlı bir iradenin gösterilmesi. Ne yazık ki bu irade yok.
Dünyada 5-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan biri çalışıyor. Yani 300 milyonun üzerindeki çocuk, sağlıklı bir çevreden, temel özgürlüklerden yoksun yaşıyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre de Türkiye’de 800 bin çocuk işçi bulunuyor.
İş cinayetlerine kurban giden her 20 emekçiden biri çocuk.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ise, ülkemizde 15-17 yaş arasındaki 653 bin çocuk çalışıyor: Bunların yüzde 89.2’si de kayıt dışı emek harcıyor.
Çocuk işçiliği, en yoğun olarak yaz mevsiminde tarım ve inşaat sektöründe faaliyette bulunuyor Çocuk işçiliğinde en fazla ölümler yine yaz mevsiminde meydana geliyor.
Çocuk işçiler, harçlığını çıkarabilmek, aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla, daha çok oto tamiri, kaporta, berber çırağı, inşaat, depo, esnafın yanında yardımcı, madenlerde günlük 30 lira yevmiye ile yerin yüzlerce metre altında köle gibi çalışıyor.
İş yasasında çalışma yaşının hala 15 olması, asgari ücrette 16 yaş farkının kaldırılması çocuk işçiliğini özendiriyor, katlanarak artmasına yol açıyor.
Çocuk işçiliği Türkiye’nin kanayan yarası. Bu yara büyüyerek, toplumsal bir sorun haline geldi.
Çocukların yeri tezgah, oto tamirhanesi, yer altı madenleri değil, özgürlüğünü yaşayabileceği sokak, bilgili, donanımlı birey olmayı sağlayan okullardır.