Oscar adayları görücüde

Abone Ol
Geçen hafta da vurguladığım gibi bu yıl 87’ncisi düzenlenecek Oscar’a aday olan filmler, birer birer izleyicinin karşısına çıkıyor.
Hatta daha önce gösterime girenler oldu bile.
Sinemaseverler 22 Şubat’ta gerçekleştirilecek ödül töreninden önce bu filmlerden bazılarını izledi.
Diğerlerini de önümüzdeki haftalarda izleme şansına sahip olabilecek.
Bahisçilerin ‘’En İyi Film’’ dalında favori gösterdiği yönetmenliğini Wes Anderson’ın yaptığı ‘’Büyük Budapeşte Oteli’ 11 Nisan 2014’te vizyona girmiş, yoğun ilgiden ötürü haftalarca afişte kalmıştı.
Ralph Fiennes, Tony Revolori, Jude Law ve Tilda Swinton’ın oynadığı yapımda, iki savaş arasındaki dönemde ünlü bir Avrupa otelinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Gustave ile lobi görevlisi Mustafa’nın sıkı dostluğunu ve otelde gerçekleşen cinayet anlatılıyor.
Çekim teknikleri ve görsel başarının doruğa ulaştığı film, sinema tarihinin en iyileri arasına girmeyi başardı.
Yine bahisçilerin favorileri arasında yer alan Richard Linklater’ın çektiği ‘’Çocukluk’’ filmi ne yazık ki Türkiye’de gösterilmeyecek.
Yönetmen Linklater, 12 yılda her yıl tekrarlanan birkaç haftalık çekimlerle tamamladığı filminde bir çocuğun büyüme öyküsünü 5-18 yaşları arasında takip ediyor, çok doğal bir akışı yakalıyor.
Üç saatlik bu görkemli filmi sinemaseverler, sinemada izleme fırsatı bulamayacak. İşletmeciler, bu filme sıcak bakmadığından gösterime girmeyecek. Ancak DVD’sini alarak izleme şansınız olabilir
‘’Çocukluk’’ Oscar’da çok sayıda ödülle dönerse belki işletmecilerin iştahı kabarır sinemalarda gösterime girer.
Türkiye’de eleştirmenler tarafından çok beğenilen, adeta göklere çıkarılan Damien Chazelle’nin Oscar adayı ‘’Whiplash’’ filmi de 16 Ocak’ta seyircinin karşısına çıktı.
Çok katı kurallara sahip müzik öğretmeni Fletcher ile müzik okulu öğrencisi Shaffer arasındaki gergin ilişkiyi anlatan film, seyirciden de bir hayli övgü almıştı.
Mükemmeliyeti arayan, öğrencisinin yeteneklerini sonuna dek kullanarak başarılı olmasını isteyen, üzerinde baskı kuran, yeri geldiğinde hakaret bile eden öğretmen rolündeki JK Simmons, deyim yerinde ise döktürüyor.
Oscar’a aday olan bir başka film ‘’Selma- Özgürlük Yürüyüşü’’ bu hafta gösterime girdi.
Ava Duvernay’ın çektiği film, Martin Luther King ve Lyndon Baines Johnson ın Amerika yı değiştiren sivil haklar yürüyüşler üzerine kurgulanmış.
Bahisçiler, ‘’Selma- Özgürlük Yürüyüşü’’ne ‘’En İyi Film’’ dalında az da olsa şans tanıyor.
Alzheimer hastalığının pençesine düşen profesörün duygu yüklü yaşamı ve çevresi ile olan iletişimsizliği üzerine kurgulanmış ‘’Unutma Beni’’ 13 Şubat’ta seyircinin karşısına çıkacak.
Richard Glatzer ile Wash Westmoreland’ın ortaklaşa yönettiği seyirlikte, Juliaane Moore, Alzheimer hastası profesör rolü ile ‘’En İyi Kadın Oyuncu’’ ödülünün en büyük favorisi.
Morten Tyldum’ın yönettiği ‘’Yapay Oyun’’ ile Clint Eastvood’ın çektiği ‘’Amerikan Keskin Nişancı’’ filmleri ülkemizde 20 Şubat’ta gösterime girecek.
Benedict Cumberbatch, Keira Knightley, Mark Strong, Matthew Goode gibi oyuncuların rol aldığı ‘’Yapay Oyun’’da 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların şifreli haberleşmelerinin kodlarını (ENİGMA) çözen matematik dehası Alan Turing in Nazileri durdurma başarısı anlatılıyor.
Clint Eastwood’ın çektiği, Irak savaşında tüfeği ile 255 kişiyi öldüren, bundan ötürü de madalyalar alan Amerikalı keskin nişancı Chris Kyle’nın öyküsünü anlatan ‘’Amerikan Keskin Nişancı’’da Bradley Cooper oldukça başarılı.
ABD ordusuna yapılan bir güzelleme filmi olarak nitelendirilen ‘’Amerikan Keskin Nişancı’’ muhafazakar kesim tarafından övgü aldığı kadar, başta yönetmen Michael Moore olmak üzere savaş karşıtlarınca hayli eleştirildi.
Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzales İnarrıtu’ın ‘’Birdman’’, James Marsh’ın yönettiği ‘’Her Şeyin Teorisi’ 27 Şubat’ta, yani ödüller açıklandıktan sonra seyirci ile buluşacak.
‘’Birdman’’ geçmişte bir süper kahramanı canlandırarak ünlenmiş, zamanla popülerliğini yitiren aktör Raymon Carver’ın (Michael Keaton) sahne yaşamına odaklanıyor.
‘’Batman’’ dan tanıdığımız Michael Keaton bu filmdeki rolü ile ‘’En İyi Erkek Oyuncu’’ dalında heykelciği kucaklamaya çok yakın.
Tarihin akışını değiştiren bilim adamı olarak gösterilen, geçirdiği hastalık sonucu felç olan fizikçi Stephen Hawking’ın yaşam öyküsünü muhteşem bir şekilde gözler önüne seren James Marsh’ın yönettiği ‘’Her Şeyin Teorisi’’ Oscar’a damgasını vurabilecek bir diğer film.
Özellikle, felçli Stephen Hawking’i çok başarılı canlandıran Eddie Redymane ‘’En İyi Erkek Oyuncu’’ dalında heykelciği kucağına alırsa şaşırtıcı olmaz.
Oscar ödüllerinin açıklanmasının ardından, daha önce gösterime giren filmlerin, ödül kazanmaları halinde önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da seyirci ile yeniden buluşabilir.
Bu filmleri izleme şansını kaçıran sinemaseverler, umarım bu kez kaçırmaz.
Her ne kadar eleştirilse de Oscar ödüllü filmleri izlemek çok farklı, ayrı bir zevk.
Sahi Türk filmleri Oscar’da ne zaman ödüller kazanacak?
Cannes, Berlin ve diğer festivallerde olduğu gibi, oradan da ödüllerle dönmesini bekliyoruz.
Gerçi, Nuri Bilge Ceylan’ın ‘’Kış Uykusu’’, Yılmaz Erdoğan’ın ‘’Kelebeğin Rüyası’’ ‘’En İyi Yabancı Film’’ dalında aday adayı olmalarına karşın, ilk oylamada elenmişti.
Yine de Türk sineması bu başarıyı yakalayabilir. Karamsar olunmamalı.
Çünkü, ödül kazanabilecek çok değerli yönetmen, yapımcı ve oyuncular fazlasıyla mevcut.