n
n n Uzun zamandır bir “Osmanlı olmak” söylemidir aldı başını gidiyor. Ne zaman bir küçük başarıya imza atsak hemen Osmanlı yı hatırlıyor “İşte yeniden Osmanlı oluyoruz” diye nara üstüne nara atıyoruz. Ya da tam tersi, ne zaman ayağımıza bir küçük diken batsa, önümüze bir küçük çukur çıksa bu sefer de aklımıza “Osmanlı olmamızı istemeyen dış güçler” geliyor; o muhayyel güçlere demediğimizi bırakmıyoruz.
n n
n n Osmanlı olmanın bırakın kendisini hayali bile güzeldir de Osmanlı olmak, öyle akşamdan sabaha görülen rüyalarla, boş laflarla olacak bir iş değildir. Osmanlı nın beylikten imparatorluğa geçişinin ardında iki yüz elli, cihan imparatorluğu oluşunun ardında üç yüz elli yıllık bir tarih vardır. Niğbolu’yla, Kosova’yla, Fetih’le, Mohaç’la, Preveze’yle ve daha onlarca küçük ve büyük zaferle süslenmiş bir tarih. Ve o zaferleri besleyen muhteşem medeniyet; Sahn-ı Semen medreselerinden fışkıran ilim, “Şahi” topunu dökecek teknoloji, gemileri karadan yürütecek zeka, gemilerin direklerini gümüşten, yelkenlerini atlastan donatabilecek muazzam ekonomik güç. Ve o zamanki en önemli iki deniz olan Akdeniz ve Karadeniz’deki mutlak hakimiyet. Dünya ticaretin geçtiği yollara sahip olmak ve “dünya kuvvet merkezini” elinde bulundurmak; Osmanlı bunlarla Osmanlı oldu ve bunları kaybettiği gün diğer bozulmaların etkisiyle de Osmanlı olmaktan çıktı
n n Onu kurmanın gururu alnımda, kaybetmenin hüznü yüreğimdedir. Osmanlı’yı Osmanlı yapan Kızılelma ülküsü de rüyalarımı süsler. Kaç uykuya o sevdayla yatmış, kaç uykudan o hayalle uyanmışımdır. Ve her uyanışın sonunda nasıl da yanmışımdır! Geçmişte olmuş ama en azından yakın gelecekte olmayacak gözüken bir ihtişamın hasreti ve hayaliyle yaşamak ve yanmak başkadır, o hayali siyasetin ve şahsi ikbalin aracı yapmak başkadır. İtirazım ikincisinedir.
n n
n n Henüz romanını yazamadığımız, marşını besteleyemediğimiz, sinemasını yapamadığımız Osmanlı’yı on yıl gibi kısa bir sürede yeniden inşa etme iddiası Osmanlı’yı anlamamaktır. Bu kof iddia bizi büyütmez, Osmanlı’yı küçültür. Osmanlı on yılda inşa edilecek bir gecekondu değildir. Ecdadın iki yüz elli yılda kurduğu bir muazzam ve bir özgün zafer abidesidir. Onu anlamak bile Osmanlı olduk iddiasındaki nice adamın boyunu aşar. Osmanlı ya yapılabilecek en büyük hizmet Osmanlı yı günlük siyasetin ucuz söylemlerine malzeme yapmaktan çıkarmaktır. O günlük siyasetin ucuz dolgu malzemesi değil milli siyasetin temel taşıdır.
n n
n