Son zamanlarda moda olan Osmanlılık bilgiden ve sevgiden kaynaklansa bayram edeceğim. Ne yazık ki “Yeni Osmanlılık” sevgiden çok siyasi oportünizmden ve bilgisiz öykünmeden besleniyor. Ve yine ne yazık ki bazıları için de arkasına gizlenerek Cumhuriyet e sövüp saymanın koruyucu zırhı oluyor. Her iki sebeple de hem ciddi ilmi çevrelerden hem de geniş kitlelerinden Osmanlının adına yakışır desteği bir türlü bulamıyor.
Osmanlılık modası, kimilerince Cumhuriyete kimilerince de Türke vurmanın aracı oluyor.
Dün kimi cumhuriyetçilerin cahilce ve saygısızca Osmanlıya vurması ne kadar yanlış idiyse bugün de Osmanlıdan bihaber Osmanlıcıların daha fazla bir cehaletle ve daha aşırı saygısızlıkla Cumhuriyet e vurması da o kadar yanlıştır.
Dün hadsiz hesapsız ve saygısız Osmanlı karşıtlığı nasıl Cumhuriyet karşıtlığını beslediyse; bugün de hadsiz, hesapsız ve saygısız Cumhuriyet karşıtlığı aynı şekilde Osmanlı karşıtlığını besliyor. Sanırım bu samimi ve aydın Osmanlıcıların isteyeceği bir şey değildir
Ne kadar seversek sevelim bir fazlası görevimizdir; ne kadar gururlanırsak gururlanalım daha fazlası hakkımızdır ama bilelim ki ve kabul edelim ki ne kadar hayıflanırsak hayıflanalım Osmanlı yıkılmıştır. Ve şunu da bilmek zorundayız ki Cumhuriyet kurulduğu için Osmanlı yıkılmamıştır Osmanlı yıkıldığı için Cumhuriyet kurulmuştur.
Osmanlı nın yükselişinden olduğu gibi yıkılışından da alacağımız dersler vardır. Eğer Osmanlı’nın yıkılışını kendi iç hastalıklarını gözardı ederek sadece dış dinamiklere bağlarsak; yükselişini de sahip olduğu üstünlüklerini bir kenara bırakarak dış dinamiklere bağlamamız gerekir ki bunun ikisi de yanlıştır. Her iki halde de dış dinamikleri, tarih ve coğrafyanın sunduğu imkanları yahut dayattığı meydan okumaları görmezden gelmek mümkün değildir. Osmanlı yükseliş sürecinde tüm karşı koyuşları alt edecek kadar güçlü, yıkılış sürecinde ise -kabul etmek bize zor gelse de milli gururumuzu yaralasa da kabul etmek zorundayız ki- emperyalist saldırılara ve ayaklanışlara karşı koyamayacak kadar zayıf ve hastadır.
Bugünle dünü, dünle önceki günü, önceki günle de daha önceki günü vuruşturarak sağlıklı yarınlara koşamayız. Dün de önceki gün de daha önceki gün ve günler de Cumhuriyet de Osmanlı da Selçuklu da Karahanlı da Uygur da Göktürk ve diğer tüm Türk hanedanlıkları da bizimdir. Bunlar ayrı ayrı devletler değil aynı devletin, Türk Devleti’nin hanedanlarıdır. Birbirinin düşmanı ve katili değil takipçisi ve devamıdır. Hepsi de Türktür ve hepsi de Türkündür.