Bugün, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü...
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı sıfatıyla,
günün anlamına uygun bir açıklama
yapmam istendi...
Arkadaşlarıma verdiğim yanıt, Kimi kandıracağız? oldu...
Basının yaşadığı olumsuzlukları herkes biliyor...
Çalışanlar, sosyal haklarını bir bir kaybediyor...
40 yıl önce kazanılan güvenceler,
patronun iki dudağı arasına sıkıştırılmış durumda...
Diğer yandan patronların büyük bir kısmı da
ekonomik baskı altında...
Alım gücü azalan okuyucunun, güven duygusunun da
zayıflamasıyla gazete tirajları giderek düşmekte...
Gazetelerin,promosyon çılgınlığını yeniden
yaşayacağı bilinmekte...
Çalışanları ve patronu cendereye sıkıştırılmış
bir basının özgürlüğünü tartışmak nafile...
Küreselleşme süreciyle birlikte
dünya basını,kendi alanlarında tekelleşmiş
büyük reklamlar veren şirketlerin etkisindedir...
Biz özgürüzdiyenlere, Ne kadar?
diye sormak gerekir...
Yaygın basının yaşadığı
bu çelişkiler yumağı,
Anadolu basınını güçlendirmektedir...
İzmir, Bursa, Samsun, Trabzon,
Eskişehir, Konya, Kayseri ve Gaziantep
yaygın gazeteleri geride bırakan bölgesel ve yerel gazetelerin merkezleri olmuştur...
Bu iller arasında Samsun basını,
İzmir ve Bursadan sonra üçüncü sıradadır...
Biz özgürlüğün neresindeyiz?..
Bütün içtenliğimle söylüyorum,
Samsundaki okuyucu etkisi
hiçbir ilde yoktur...
Yanlış yapan, zaman içinde kaybeder...
Yanlış yazan da dışlanır...
Bu yüzden lider gazete Haberin
sorumlulukları ağırdır...
Kılı kırk yarmak zorunluluğu vardır...
Bu yüzden Haberin tirajı yüksektir...
Bu yüzden Haber, en çok ilan
alan gazetedir...
Ama, kağıdı ve boyası
bazı güç odakları tarafından
karşılananlar için
bunları söylemek mümkün müdür?..
Özgürlükten kasıt,tüm basındır...
Bir elin parmaklarının sayısı kadar
özgür basın kuruluşunun olması hiçbir şey ifade etmez...
Unutmamak gerekir ki,
özgürlükler kadar sorumluluklarımız da önemlidir...
Aslında sorgulanması gereken de budur...