Geçen hafta Karadeniz turuna çıkan Fener Rum Patriği Bartholomeos, gezinin altın vuruşunu Bafra'da yaptı. Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde en yoğun Pontusçuluk faaliyetlerine tanık olan Nebyan Dağı'nda bir kilise kalıntısı ve mağarada ayin yapan Patrik Efendi, elini kolunu sallayarak kentimizden ayrıldı.
Önceden tasarlanmış bir show olduğu her halinden belli bir ziyaretti bu... Bartholomeos, konuya ilişkin konuşmadı ama Nikos Michalidis isimli bir akademisyen ta Amerika'dan onun sözcülüğünü yaptı. Mükemmel Türkçesi bulunan bu provokatör, attığı tweetlerde Patrik'in ziyaret ettiği yerin sırrını ifşa etti.
İddiaya bakılırsa Pontusçular'a kök söktüren Türk milis lideri Topal Osman Ağa, bu mağarada bazı Rumları öldürmüş. Kilise kalıntısı da bu olayın gerçekleştiği yere yakın bir köydeymiş...
***
Tipik Helen mızıkçılığı... Sorsanız, Karadeniz Dağlarında katliama uğradılar... Pontus Ayaklanması sırasında Rum çetelerin katlettiği masum Türklerinki can değildi sanki!
Mora yarımadasında, Girit'te, Kıbrıs'ta, Tesalya'da, Yanya'da, Kayalar'da, Makedonya'da, Batı Trakya'da şehit edilen Balkan Türklerinin hesabını vermediler daha! Yavuz hırsız misali, bize dil uzatıyorlar.
Mübadeleyi tek taraflı bir acıymış gibi anlatmalarını da unutmadık!
***
Ama bu daha başlangıç... Önümüzdeki aylarda palikaryanın Pontus tıkırtısını daha çoook dinleyeceğiz. Birkaç kez ben de yazdım... Samsun Mübadele Derneği de defalarca dile getirdi: 2019 yılı sözde Pontus iddialarının yüzüncü yıl dönümü...
Tıpkı Ermeni iddialarının başa bela olduğu 2015'teki yüzüncü yıl masalı gibi seneye bunları çok duyacağız.
Üstelik biz 19 Mayıs 1919'u milli mücadelenin başlangıcı sayarken onlar, bu şanlı tarihi sözde katliamın başlangıç yıldönümü diye anarlar.
***
Bir kaç sene evveldi. Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar, kendi köyündeki Antyeri Kilisesini onarıp turizme açmaya kalktığında itiraz etmiş; "Gelecekte bir 19 Mayıs günü Samsun'a bir uçak dolusu Ortodoks gelip sözde Pontusçular anısına ayin yapmak üzere bu kiliseye gelirse ne yapacaksınız?" diye sormuştuk.
Dönemin Valisi ve diğer devlet görevlilerinin sağ duyusu ile bunu güçlükle engellemiştik. Ne kadar haklı olduğumuz bir kere daha ortaya çıktı işte...
***
Alaçam'da mübadele müzesi kurmaya çalışırken birileri önümüze geçip "Biz de oralılar buralılar diye kendi müzemizi mi kuralım" diye çemkirmişlerdi. "Yahu Yunanistan'da ilk mübadele müzesi 1930'da kuruldu, adamların her kentte birer mübadele müzesi var ve hepsinde örtülü biçimde Türkiye'yi soykırım ve zorunlu göçle itham ediyor. Biz de kendi acılarımızı anlatmak zorundayız." dediğimizde dudak bükenlere selam olsun!
***
Ha, bu arada... Patrik Efendi'ye kızmayın kardeşim... Adam kendi açısından doğrusu neyse onu yapıyor. El aleme bozulacağımıza kendi noksanlıklarımızı gidermeye bakalım.
Bartholomeos'tan öğrenmemiz gereken çok dersler var:
Türk Milliyetçiliğini neredeyse "günah" ilan eden din adamları mesela... Gördünüz mü kafirin Papazı nasıl Helen Milliyetçiliği yapıyor?
Klavye başında, sosyal medyada filan ülkücü takılmak kolay... Milliyetçilik dediğin eylem işidir! Siz de "papazlık" yapacaksınız ve Balkan Dağlarında yitik bir türbeye gidip dua edecek, yıkık bir Osmanlı Camisinin kalıntılarında namaz kılacaksınız...
Hümanizm deyince aklına PKK sevicilik gelenlere de Patrik'ten bir ders var: Önce kendi insanlarınızın acılarına sahip çıkacaksınız...
Bir ders de bizim devlet babaya var bence: "Milletsiz Milliyetçilik" olmaz! "Bu millet" diyerek milliyetçilik yapmaya kalkarsan, Türklük mefhumunu yok kabul edersen... Günün birinde senin vatandaşın ve dolayısıyla "bu milletin bir ferdi" olan Patrik kalkar, Bafra'ya "Batı Pontus" der... Gözümüzün içine bakarak Helen milliyetçiliği yapar...
Ha bu arada... Pontus Çetelerinin katlettiği Karadenizli Türkler için bu güne kadar bir mevlit okutulduğunu, iki cümle dua edildiğini, bir anma töreni tertiplendiğini duyan, gören, tanık olan kimse var mı?
Patrik kadar olamadık!
BİLSEMCİLER'E COŞKUN ESEN'DEN MÜJDE
Geçen hafta, üstün yetenekli çocuklarımıza hizmet eden Samsun Bilim Sanat Merkezi'nin mekan ve donanım olarak bu işlevi yapmakta zorlandığına değinen bir yazı kaleme almıştım.
Bu yazı, hem sosyal medyada hem de eğitim çevrelerinde çok yankı buldu.
Yazımı okuyup bana dönüş yapanlardan birisi de İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Coşkun Esen oldu. Müdür Bey, Bilsem'in daha uygun bir mekana taşınması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi.
2019 yılı bütçesinde önemli bir kısıtlama olmadığı takdirde BİLSEM'in gelecek sene geniş ve imkanları fazla bir mekana taşınmasını planladıklarını söyleyen Esen, arsa sorunu çözüldüğünde bir tane de Atakum'a BİLSEM açmak istediklerini ifade etti.
İlgisinden dolayı Sayın Coşkun Esen'e teşekkür ediyorum. Kentimizdeki siyasileri de BİLSEM için gerekli bütçenin sağlanması konusunda çaba göstermeye davet ediyorum.