Yarin yanağından gayrı,
her şey paylaştıkça güzel...
Acılar ve sevinçler de öyle...
Her zaman olmuyor
işte böyle fırsat...
Şükürler olsun bugün var...
Uzatın ellerinizi ellerimize...
Sultan Süleyman a kalmayan dünya,
bize de kalacak değil sonunda...
Anıl Ege nin
Çocuklardan ders öyküsünü
büyüklere sunuyorum...
* * *
Nereden gelmişti bu ceberrut müdür?..
Başka yurt yok muydu da buraya tayin edilmişti?..
Göreve başladığından beri yüzünün
güldüğünü kimsenin görmediği müdür, en çok da
çocukların Hatice abla dedikleri
hizmetliyi üzüyordu...
Neymiş de Hatice abla,
çocukları çok şımartırmış!..
Aslı astarı yoktu. Hatice abla,
yurtta kalan çocukların hallerinden anlıyor,
onları bir anne şefkatiyle kucaklıyordu. Çünkü,
o da yetiştirme yurdunda büyümüştü...
Cevat müdür,sabah kahvaltısında
yemekhaneye geldi. Çocuklar
ayağa kalktı, Günaydın denilmesini beklerken,
Oturun komutu verildi.
Nereden gelmişti bu ceberrut müdür?..
Başka yurt yok muydu da
buraya tayin edilmişti?..
Çocukların aklında hep bu soru işareti vardı. Ama Hatice abladan başka kimseyle de dertleşemiyorlardı. O da
sabredin çocuklar, bir gün anlarsınız
diyerek, onları sakinleştiriyordu.
Güneşli bir gündü. Bahçede koşuşturan çocuklar,
hoparlörden yapılan anonsla oyunlarını kesti.
Bu müdürün sesiydi: Herkes 10 dakika içinde
spor salonunda toplanacak.
Çok amaçlı spor salonunun sahnesinde
renk renk hediye paketleri vardı. Çocuklar,
her bayram öncesinde hayırseverlerin böyle yardımlarına alışıktı.
Bir süre sonra Cevat müdür
sahneye kurulan kürsüden seslenmeye başladı:
Çocuklar, bir hayırsever vatandaşımız
sizlerin yaş gruplarına göre giysiler gönderdi. Bayramda bunları giydiğinizi göreceğim. Kirli paslı birini görürsem, doğduğuna pişman ederim.
Adları okunan çocuklar, tek tek hediye paketlerini aldı. Sonra müdürün
dağılın şimdi anonsuyla yatakhanelere gidildi. Hediye paketleri
dolaplara konuldu...
Akşam yatış saatiydi. Koridorda müdürün
sesi yankılanıyordu: Herkesin dolapları açılacak
Çocuklar kapıları açık dolaplarının önünde
korkuyla bekleşiyordu. Müdür tek tek incelediği
dolaplardaki hediye paketlerinin açılmadığını
farketti. Nankörler, beğenmediniz mi?
diye bağırmaya başladı: Bayramda giymeyin bunları da
göreyim sizleri. Bayram sabahıydı. Spor salonunda
tek sıra olmuştu çocuklar. Müdür Cevat içeri girdiğinde
dikkat komutu ile hazırola geçmişti herkes. Müdür,
çocukların eski kıfayetleriyle geldiğini görünce çılgına döndü. İlk sırada,
çocukların abi dediği 12 yaşındaki
Mehmet vardı.
Niye giymediniz nankörler? Beğenmediniz mi?
Cevat müdürün ağzından çıkan sözler anlamsızlaşıyordu: Sizleri doğurup doğurup sokağa atıyorlar; devlet, millet de sahip çıkıyor. Sıcak yuvanız var, yemeğiniz de. Nankörsünüz sizler nankör diye bağırırken,
Mehmet i yakasından tutup sarsıyordu.
Mehmet, çelik gibiydi. Müdür onu sarstıkça o
sanki daha çok güçleniyordu...
Bana ha bana diye bir tokat daha atınca Mehmet e;
Hatice abla dayanıp, müdürün ellerini tuttu;
Sana değil müdür bey. O giysiler gitti Van a dedi.
Müdür öylece olduğu yerde kaldı. Tek bir söz daha etmeden
hızla çekip gitti...
Deprem görüntülerinden etkilenen
çocuklar, işte o yüzden hediye paketlerini açmayıp,
Van a göndermişlerdi.
Müdüre ne mi oldu?..
Bir daha da yurda dönmedi.
Söylendiğine göre emekliliğini istemişti...
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Bayramınızı kutluyor,
sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum.