n
n n Onlar için kaderde kaçırılmak varmış. Diyerek hiç kimse devlet olma sorumluluğundan kurtulamaz. Çünkü kaçırılanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin vatandaşları ve görevlileridir. Bir yıldan çok fazla bir zamandır PKK terör örgütünün elinde esir tutulmaktadırlar. Kimisi asker, kimisi polis, kimisi kaymakam adayıdır. Doğrusu hepsi de bu ülke için görev almış yemin etmiş masum insanlardır. İçlerinde bekar olanlar olduğu gibi evli olanlar da vardır. Hepsinin canı pamuk ipliğine bağlıdır. Her an her şey olabilir. Hiçbirisinin can güvenliği yoktur. Kaçırıldıklarında yapılan operasyonlar kurtarılmalarına yetmedi. Çünkü kaçıranlar çevredeki yandaşlarından aldıkları destekle hareket ettikleri için izlerini kolay kaybettirdiler. Kaçırılan devlet görevlileri, şimdi PKK kamplarında esir tutulmaya devam ediliyor. Bu arada aileler de endişe içerisinde büyük bir sabırla gelecek güzel bir haberi beklemeye devam ediyor. Kaçırılanların çocukları ise
n n babalarının neden gelmediğini soruyor. Doğrusu endişe ve korku o aileleri perişan ve hasta ediyor. Acaba kaçırılanları ailelerinden başka hatırlayan var mı?
n n
n n Güçlü devletler, hiçbir şekilde terör örgütlerine teslim olmaz ve onların dayatmalarına boyun eğerek hareket etmez. Terör örgütleri güçlü devletlerde istedikleri gibi at koşturamaz istedikleri gibi prim yapamazlar. Olması gereken de budur. Bunun dışında terör nedeniyle güçlü devletlerde de olağanüstü olaylar yaşanabilir. Terör bazen çaresiz bırakabilir . Ama her şeye rağmen güçlü devletler, bu çaresizliğin şokunu kolay atar ve her olaydan ders çıkararak çözüm arayışına girer. Elbette terör örgütü Türkiye Cumhuriyeti Devleti nden güçlü değildir. Ama terör örgütü PKK, kalleş ve kahpe bir örgüttür. Bu yüzden PKK dan her türlü insanlık dışı melanet beklenir. Çünkü bugüne kadar bu şekilde yol aldılar,bu şekilde örgütlerini tanıttılar. Her insanlık dışı terör olayında PKK parmağı vardır. Bebekleri bile öldürecek kadar canavarlaşabilen bir terör yapılanmasından her şey beklenmelidir. Zaten terör örgütünü tanıyanlar onun gerçek yüzünü çok iyi bilmektedir. Yine de örgüt bazı yerlerde baskı ve terörle yandaş bulabilmekte ve hakimiyet kurmaya çalışmaktadır. Güçlü olduğunu göstermek bölge insanını da etkilemek için eylemler yapmaktadır. Devlet görevlilerini özellikle asker ve polisleri seyahat halinde iken kaçırmak; PKK nın kalleşçe gerçekleştirdiği eylemlerdendir. Burada amaç biz güçlüyüz bölgeye hakimiz mesajı vermektir. Ne yazık ki bunu zaman zaman yapmaya devam ediyorlar. Hala terör örgütünün elinde, kaçırılmış devlet görevlileri bulunmaktadır. İşin acı yanı bu insanlar bir yıldan çok fazla bir zamandır rehine tutulmaya devam edilmektedir. Buna rağmen kimsenin bunların kurtarılması için harekete geçmemesi düşündürücüdür. Sadece devletin kurtarması beklenmektedir. Oysa ki insan hakları kuruluşları bu işin peşinde olmalı ve dünyayı ayağa kaldırmalıydı. Ama kimse asker,polis ve kaymakam adayının kurtarılması için ciddi bir harekete geçmedi ve geçmiyor? Adeta kaçırılanlar kaderlerine terk edildi. Bu durumu anlamak mümkün değil.
n n
n n Astsubay Başçavuş Abdullah Söpçeler, Uzman Çavuş Kemal Ekinci, Polis Memuru Nadir Özgen, Kaymakam Adayı Kenan Erenoğlu ve ismini sayamadığım diğer kamu görevlileri ve siviller PKK lı hainler tarafından bir yıldan fazla bir zamandır her türlü baskı ve işkence altında rehin tutulmaya devam edilmektedir. Ne acıdır ki ,insan hakları kuruluşları sesiz ve duyarsız kalmaya devam etmektedir. Artık bu ülkeyi yönetenler ,bu rehineler kurtarılana kadar işin peşini bırakmamalıdır. Rehineler için gerekirse Başbakan dahil kimse uyumamalıdır. Çünkü onların yakınları kaçırıldıklarından beri uykusuz ve huzursuz günler yaşamaya devam ediyor!
n n
n n
n