M. P. Follet; “Bir makinanın tüm parçalarını bir araya getirebilirsiniz. Ancak, parçalar arasındaki ilişkiyi oluşturamadığınız sürece yine de bir makine elde edememişsinizdir. Bir liderin temel görevi, işleyen bir örgüt elde etmek üzere parçalar arasındaki ilişkiyi kurmaktır.” Der.
Politikada takım ruhundan amaç, sorunların çözümünde tüm çalışanların enerjilerinden ve birikimlerinden yararlanmaktır.
Bir başka ifade ile takım ruhu demek, partililerin bilgi ve becerilerini kendi aralarında paylaşmalarıdır.
Bir futbol takımını düşünelim:
Oyuncuların hepsi yıldız fakat aralarında iletişim, işbirliği, paslaşma, taktik ve hedef birliği yoktur.
Böyle bir takımın başarı şansı ne olabilir?
Takımın yıldız oyuncusu, becerilerini takım arkadaşlarıyla paylaşmaz yada paylaşmasını bilmezse onun kişisel becerisinin hiçbir anlamı olmaz.
Hatta böyle bir takımın teknik direktörünün de çok iyi taktik vermesi bir işe yaramaz.
Galibiyet için oyuncuların da bu taktiği benimseyip birlikte uygulaması ve galibiyete odaklanması gerekir.
İktidar mücadelesi veren siyasi partiler de bir takım ruhu ile çalışırlar.
Her düzeydeki yöneticiler, çalışma ekiplerini bir spor takımı gibi kurarlar. Çalışma arkadaşlarını doğru zamanda doğru yere yerleştirirler.
Sorunları doğru zamanda ve doğru yede çözmenin ilk adımı, paylaşmasını bilen doğru kadrolarla işe başlamaktır.
Sahada çok koşarak yorulan futbolcudan çok, koşmasıyla birlikte teknik oynayan ve sonuca etki eden golü atmasını bilen oyunculara ihtiyaç olmaktadır.
Güzel bir gelecek dileğiyle selam ve sevgiler…