n Türkiye giderek geriliyor, siyasi kutuplaşma artıyor.
nn Gerilim hattında oluşan siyasi kutuplaşma ise toplumda “renk körlüğüne” neden oluyor.
nn Felaket tellallığı yapmıyoruz. Ama renk körlüğümüz bunun habercisi.
nn Eskiden ya sağcı ya da solcu olunurdu. Üçüncü bir yol yoktu. Gençliğimizde bu bakış açısını kırabilmek için şöyle bir slogan atardık:
nn “Ne sağdayız, ne solda; hak yoldayız, hak yolda.”
nn Yalnız siyahı ya da beyazı görebilmek… Başka rengi görememek… Renk körlerine sürücü belgesi dahi verilmemektedir. Nedeni ise trafik ışık ve levhaları karıştırmasıdır. Böyle bir insanın trafikte araç sürdüğünü düşünmek bile istemiyoruz. Aynı körlüğün sosyal ve ekonomik alanda da olduğunu düşünebilirsiniz.
nn Biliyoruz ki, tek doğru yoktur. İslam alimleri ve siyasi liderler dahil olmak üzere herkes yanılabilir. Yanılmayan yalnız Allah’tır.
nn Peygamberlerin “masumiyet” nitelikleri olmasına rağmen “ dil sürçmesi kabilinden hataları “ olmuş fakat, anında Allah tarafından düzeltilmiştir. Bunun nedeni Peygamberlerin her davranışının ve sözünün “DİNİN İLKELERİ” nden kabul edilmesidir.
nn Oysaki hiçbir İslam aliminde ve liderde bu özellik yoktur ve olamaz da. Ancak İran Şii mezhebinde imamlar ve Ayetullahlar da bu masumiyet kabul edilir.
nn Hiçbir insan bizim gibi düşünmek ve inanmak zorunda değildir. Bizler de başkaları gibi inanmak ve düşünmek zorunda değiliz.
nn Herkes kendisinden sorumlu olacaktır. Hesabını kendisi verecektir. Ahirette, peygamberler bile hesap vermekten korkacaklardır.
nn Vahyin nuru ile aydınlanmayan gönüllerin hata oranı daha çoktur. Toplumu kutuplaştıran ve geren sosyal renk körlüğü, her dönemde ülkeye felaket getirmiş, kardeşi kardeşe düşman yapmış, hatta kan dökmüş, iç barışı bozmuştur.
nn Türkiye 1960, 1970,1980 ve 1997 yıllarını tekrar yaşamak istemiyor. Eskiden Türkiye’yi sosyal körlüğe sevk ederek kutuplaşmaya ve gerilime neden olanlar, genelde marjinal sol gruplar olurdu. Şimdilerde ise bunun temelinde sağ ya da dini cemaat grupları bulunmaktadır.
nn Bu durum solun toplumumuzda belirleyicilik özelliğinin kalmadığının, sağın da kendi arasında kardeş kavgasının habercisidir.
nn Nereden nereye geldik, değil mi?
nn Selam ve sevgi ile…
n