Dünya Kadınlar Günü nedeniyle
bir söyleşideyiz...
Salonu dolduran başı açık, başı kapalı
yüzlerce kadın...
Kimi genç kız, kimi anne, kimi de nine...
Kürsüdeki hatip,
Kadınlar ana, kadınlar bacı,
kadınlar eş... diye girizgah yapıyor...
Kınalı, ojeli ve nasırlı ellerin çıkardığı ses,
hatibi konuşmanın başında havaya sokuyor:
Dünyaya getiren ve besleyip büyüten sizler...
Haydaaa... Kadınlar yeni duymuş gibi bu sözleri
alkışlıyor...
Hatiple kafa yaptıkları
da aklıma gelmedi değil...
Böyle çılgınca alkış olur mu?..
Hatip de bir alem... Ha ağladı,
ha ağlayacak...
Kürsüdeki kağıt peçeteye uzanıyor elleri...
Terini mi yoksa
gözyaşını mı siliyor, bilemiyorum...
Salondan cılız hıçkırık sesleri
yükseliyor...
Kadın narindir. Ruhunu okşayan
böyle güzel ifadeleri sever...
Kürsüdeki hatip sonunda
konuşmayı siyasete getirmeyi başarıyor:
Partilerdeki erkek egemenliği
yüzünden siyaset yozlaşıyor. TBMM, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisleri ndeki
kadın üye oranlarına bakın. Siyasette kadının adı yok. Analarım, bacılarım bu böyle gitmez...
Bu arada, ön sırada oturan
ve yakasında parti amblemi bulunan
kadının ellerinin havada birbirine vurduğunu
görüyorum...
Ardından bütün salon
alkıştan yıkılıyor...
Sonra yine aynı kadın ayağa kalktığında
ses kesiliyor...
Salondakiler hipnoz olmuş sanki...
Kadının olduğu yerde
gürültü eksik değildir diyen halt etmiş!..
Bu sırada, kürsüdeki su dolu bardağına sıklıkla
uzanan hatibin ağzının kuruduğu
anlaşılıyordu. Yorgun da düşmüştü...
Kadınlarımız baştacımız
deyip kürsüden indiğinde, karşısında
tebrik kuyruğu
çoktan oluşmuştu bile...
Hatip şaşkındı ama mutluydu...
Kadınları salon çıkışında
üzerlerinde mahalle adları
yazılı parti bayraklı minibüsler
bekliyordu...
Aklıma takılmıştı. Kadınlar,
genel merkezde üst düzey
siyaset yapan hatibe, tek bir soru dahi sormamışlardı.
Konuşma yok, sadece
alkış yapılacak diye birileri
tembih mi etmişti yoksa?..
10 yıl önce mi neydi?.. Fuarda bir yerde...
O hatip kim miydi?...
İnanın hatırlayamadım...
Hayal gibi...