Sakın bizi bırakma anne...

Abone Ol

n

n
n İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş ın
n
n geçen hafta bizim gazetenin Pazar Magazin ekinde
n
n yayınlanan röportajında, Muammer Dilber e anlattıklarından
n
n öğrendim...
n
n Eşinin 20 yıl boyunca evlat sahibi olabilmek için
n
n verdiği mücadeleyi ve sonucunda yakalandığı illet hastalığı...
n
n Böyle güçlü bir yüreği taşıyan kadının
n
n Allah indinde anne kabul edileceğine inanıyorum...
n
n Lütfiye Demirtaş ı Anneler Günü vesilesiyle kutluyor,
n
n Allah tan şifa diliyorum...
n
n Her kadın gibi o yüce duyguyu
n
n yaşamak isteyip, tıbben yapılması gereken
n
n her şeye katlanan ve sonunda Allah ın takdirine teslim olan
n
n eşine maneviyatıyla güç veren
n
n Necattin Demirtaş ı da kutlamak gerek...
n
n Bunca olana Allah tandır diyerek katlanmak;
n
n her babayiğidin harcı değil...
n
n Anıl Ege nin Sakın bizi bırakma annem öyküsüyle
n
n baş başa bırakıyorum sizleri...
n
n
n
n * * *
n
n
n
n Küçük Sefer, her zamanki gibi
n
n iki gözü iki çeşme, hıçkıra hıçkıra sokağın
n
n başına gelir, Nurten Hanım onu öpüp koklar,
n
n üstünü başını toplardı...
n
n Sonra da hazırladığı sandviçle meyve suyunu
n
n Sefer in çantasına yerleştirip,
n
n onu okulun kapısından içeri girene kadar
n
n takip ederdi...
n
n Okul çıkışında da
n
n Nurten Hanım, Sefer i beklerdi...
n
n Önce yüzünü siler, derslerinin nasıl geçtiğini sorduktan
n
n sonra onu evine kadar uğurlardı.
n
n Nurten Hanım, hiç evlenmemişti.
n
n Mahallelinin anlattığına göre, sevdiği genç, askerlik yaptığı sırada
n
n şehit düştükten sonra gönül defterini kapatmış, varlıklı bir ailenin
n
n tek evladıydı. Anne ve babasını kaybettikten sonra
n
n kira gelirleriyle hayatını devam ettiren ve kendini
n
n hayır işlerine adamış mütedeyyin bir kadındı.
n
n Annesi Çatlak Feride den
n
n her gün dayak yiyen Sefer,
n
n ilkokulu bitirmişti. Diploma töreninde
n
n bir tek Nurten Hanım vardı.
n
n Annesi Feride, hayatında
n
n okula gitmemiş bir kadındı.
n
n Babası annesinden boşandıktan sonra
n
n bir kere olsun, Sefer i aramamıştı.
n
n Yıllar su gibi akıp giderken;
n
n Sefer liseyi bitirmiş,
n
n Siyasal Bilgiler Fakültesi ni kazanmıştı.
n
n Nurten Hanım da onunla birlikte Ankara ya taşındı.
n
n İkisi de öyle mutluydu ki...
n
n Komşuları, ana-oğula gıpta ediyordu. Anneler,
n
n çocuklarına Sefer i örnek gösterip;
n
n onlardan böyle bir saygı beklediklerini
n
n söylerlerdi. Sefer, Nurten Hanıma
n
n Annem diye hitap ederdi. Hiç kimse de
n
n Nurten Hanımın onun gerçek annesi
n
n olmadığından zerre kadar şüphe duymadı.
n
n Ne Feride ne de babası Kazım, oğlunu aramamıştı.
n
n Sefer, fakülteyi birincilikte bitirdi. Girdiği kaymakamlık sınavını başarıyla geçti ve tayini
n
n Karadeniz de bir ilçeye meslek memuru olarak çıktı.
n
n Nurten Hanım, Sefer i kendi haline bırakmak
n
n zamanı geldiğini düşündü. Ona görev yerine tek gitmesini
n
n söylediğinde; Sefer, Seni bırakmam annem dedi.
n
n Sefer, okuldan arkadaşı Nazan ile nişanlandı.
n
n Nazan düğün hazırlıkları sırasında,
n
n Sefer in nüfus cüzdanında annesinin
n
n adının Feride yazdığını gördüğünde;
n
n şaşkına döndü. Feride kim? diye sordu. O beni doğuran kadın,
n
n Nurten de annem dedi.
n
n Nurten Hanım, istemeden de olsa
n
n Sefer in söylediklerine kulak misafiri olmuştu. Sessizce; ama çok mutlu bir biçimde
n
n oradan uzaklaştı.
n
n Biraz sonra
n
n Sefer ile Nazan, kapıdan birlikte çıktı. Nazan,
n
n Nurten Hanımın elini büyük bir saygıyla öptü. Gözleri buğulanmıştı ve dudaklarından şu sözler döküldü:
n
n Sakın bizi bırakma annem!
n
n
n
n * * *
n
n Canım annemi kaybedeli 4 yıl oldu. Onun acısı,
n
n hala yüreğimi yakıyor. Bin yıl yaşasa yine de doyamazdım. Mekanı cennet anama
n
n dualarımı yolluyorum...
n
n Ve yaşı benden küçük ya da büyük fark etmez,
n
n bütün gerçek annelerin gününü kutluyor; ellerinden öpüyorum...
n