Çalıştırdığı işçi sayısı, ürettiği katma değer ve ödediği vergilerle sadece bu şehrin değil,
ülkenin yüz akı firmalarından biri olan Borsanın Yönetim Kurulu
Başkanı Adnan Ölmezin haber ajanslarına yaptığı açıklama, tıpkı trajikomik olayları konu alan
bir Aziz Nesin klasiği gibiydi...
Adnan Ölmez, elektrik malzemeleri, aydınlatma grupları ve kablo üretimi yapan
şirketler topluluğunun da amiral gemisi olan Borsanı, sektöründe liderler seviyesine
taşımanın sorumluluğuyla modern teknoloji, yüksek standartlardaki üretim, eğitimli ve yetişmiş elemanlarıyla çeyrek yüzyılda bir dünya markası yaptı...
Ama, marka olmak öyle kolay değildi...
Kalite yönetim sistemine sahip olduğunu anlatan ISO-9001, ürünlerin Türk standartlarına uyduğunu gösteren TSE, Avrupa Birliği ülkelerinde Borsan ürünlerinin kullanılabileceğini ifade eden CE,
Almanya, Ukrayna ve Rusya Federasyonu standartlarına uygunluk belgeleri, uluslararası harmonize ürün standartları uygulandığını belirten HAR, ürünlerde insan sağlığına zararlı ağır metaller bulunmadığını gösteren RoHS, fabrikada çevre yönetim sisteminin uygulandığını gösteren ISO 14001 ile iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi bulunduğunu gösteren OHSAS 18001 belgesi...
Kalite yönetim sisteminden üretime, iş sağlığı ve güvenliğinden temiz bir çevreye kadar
sorumlulukları ve ağır yaptırımları bulunan ulusal ve uluslararası belgelere sahip olan
Borsan, hiçbir kuruluş tarafından kendilerinden istenmediği halde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından
çalışma belgesi almaya kalkıştı...
İşte Adnan Ölmezi çileden çıkaran tirajikomik olaylar dizisi de 4 yıl önce böyle başlamış oldu...
2004 yılından 2008 yılının 7 Martına kadar
müfettişler eksiklikleri yazdı, Borsan tamamladı...
Geldiler, gittiler; yine olmadı...
OHSAS iş sağlığı ve güvencesi belgesine
sahip olan Borsana son gelen müfettiş, işyeri doktorunun sağlık raporlarını değiştirilen formata uygun doldurmadığını belirledi...
Oysa daha önce gelen müfettişlerin
raporunda böyle bir konu geçmemişti bile...
Müfettiş şekle takılmıştı...
Ve Borsan, kendisinden istenmeyen bir belge için kendi çağırdığı müfettişin raporuna
dayanılarak, yaklaşık 26 bin YTL para cezasına çarptırıldı...
Aziz Nesin yaşasaydı, bürokrasi üzerine yazdığı öykülere bir yenisini daha ekler, ardından da Adnan Ölmeze Senin başka işin yok muydu birader? derdi...
Yüzlerce işçi çalıştırmışsın,ülkeye döviz kazandırmışsın ve
vergi rekortmeni olmuşsun; kime ne?..
Dün, basın toplantısından sonra telefonla görüştüğüm Adnan Ölmezin şu sözleri, bütün bu olup bitenleri özetler gibiydi:
Kalitede Avrupa, fiyatta Çin, rekabette bürokrasiyle mücadele ediyoruz.
Gerçekten de çok yazık!..
O cezayı yazan elin uygulamaları
biliniyor...
Alınmayan ücretlere alındı diye rapor düzenleyen,
kolunu makineye kaptıran işçiyi görmemezliğe gelen ve en çok sigortalı işçi çalıştıran işyerlerine
baskın yapıp, merdiven altındakileri pas geçen...
Bu iş burada bitti mi?..
Şimdi, Adnan Ölmezin bu iddiaları karşısında
üretim ve istihdam diyenlerin
tavrını merak ediyorum...
Bu sözlerinde samimi olup olmadıklarını
göreceğim...