Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 7 Haziran’da gerçekleştirilecek genel seçim takvimini açıkladı.
Takvimin açıklanması ile genel seçime ilişkin geri sayım başlamış oldu.
Resmi Gazete’de yayımlanan YSK takvimine göre, seçime 31 siyasi parti katılacak.
Yeni kurulan Emine Ülker Tarhan’ın genel başkanı olduğu Anadolu Partisi ile İdris Naim Şahin’in genel başkanı olduğu Millet ve Adalet Partisi de seçmenin karşısına çıkarak siyaset arenasında ilk sınavını verecek.
Seçmen listeleri 14 Mart’ta askıya çıkacak ve 27 Mart’a dek askıda kalacak. Demokratik hakkınızı yerine getirmek için seçmen listesini mutlaka kontrol ediniz.
Çoğu partiler adaylarını merkez yoklaması ile belirlerken, aralarında CHP’nin de bulunduğu az sayıdaki parti, adaylarını ön seçimle saptayacak.
7 Haziran seçiminin gündemini kuşkusuz, ‘’Başkanlık sistemi’’ ile TBMM’de aklanan dört eski bakan hakkındaki yolsuzluk iddiaları oluşturacak.
Seçim meydanlarında siyasi liderler, yeni Anayasa değişikliği ve bu bağlamda Başkanlık Sistemi ile yolsuzluk iddialarını dillerinden hiç düşürmeyecek, konuşmalarında ağırlıklı olarak bu iki konuya vurgu yapacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da zaman zaman açılış törenleri, teşekkür ziyaretleri çerçevesinde seçim tartışmalarına katılacak, seçmenle buluşacak, üstü kapalı AKP’ye oy isteyecek
Aslında Erdoğan bunun işaretini, bir süre önce katıldığı toplantı ve çeşitli il ziyaretlerindeki konuşmalarıyla vermişti.
Yukarıda da değindiğim gibi, bu seçimin en önemli gündem maddelerinden biri de Başkanlık Sistemi’ne ilişkin tartışmalar olacak.
AKP’nin tek hedefi, Erdoğan’ın her platformda açıkladığı, en büyük özlemi olan Başkanlık Sistemi’ne geçişi sağlayacak 367 milletvekilliği kazanabilmek.
Eğer AKP bu sayıya ulaşabilirse Anayasa’yı tek başına değiştirerek, Erdoğan’ın yıllardır özlem duyduğu Başkanlık Sistemi’ne rahatlıkla geçilmiş olunacak.
AKP eğer 367 milletvekilliğini elde edemezse, Anayasa değişikliğini referanduma götürecek en az 330 milletvekilliğini kazanma çabasında olacak.
Yeri gelmişken, değinmekte yarar var.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugüne dek yaptığı konuşmalarda Başkanlık Sistemi ile ilgili hiçbir ipucu vermedi, buna ilişkin kendi ağzından bir değerlendirme duymadık.
Sahi bu konuda ne düşünüyor?
Yoksa farklı mı düşünüyor?
Farklı düşünmesi de hiç olası değil.
CHP ve MHP’nin seçim stratejisi kuşkusuz eski bakanlar hakkındaki yolsuzluk iddiaları üzerine kurgulu olacak.
Seçim meydanlarında yolsuzluk iddialarını ana eksene oturtacak Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli, Başkanlık Sistemi üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirecek, parlamenter sisteminin varlığı için seçmenden oy isteyecek.
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin seçim meydanlarında seslenmenin yanı sıra, kahve, lokanta, işyerleri gibi ziyaretlerle yüz yüze görüşerek seçmenle yakın iletişim sağlayacağı belirtiliyor.
AKP kadar, CHP ve MHP’nin alacağı oy, kazanacağı milletvekili sayısı da bir hayli merak konusu.
Seçime önceki gibi bağımsız adaylar yerine, parti olarak katılmayı hedefleyen HDP’nin alacağı sonuç, hem kendisi hem de AKP açısından önemli.
Eğer, HDP seçime parti olarak katılıp yüzde 10 oy barajının altında kalırsa, AKP’nin en azından 330 milletvekilliği kazanacağı dillendiriliyor.
Yok, HDP barajı aşarsa bu kez AKP’nin 330’un altında kalacağı, böylelikle ‘’Başkanlık Sistemi’’özleminin suya düşeceği ileri sürülüyor.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, konuşmalarında barajı aşacaklarını söylüyor, bunu söylerken de son derece kararlı.
Demirtaş sanırım geçtiğimiz ağustos ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde kazandığı yüzde 9’un üzerindeki oya güvenerek bunu dile getiriyor.
Ancak, o seçimin koşulları ile 7 Haziran seçiminin koşulları çok farklı.
Ağustos ayındaki seçimde CHP ve MHP tabanı adaya tepki göstererek ya sandığa gitmedi ya da başka adaya oy verdi.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ve MHP’den kaçan oylar, bu seçimde geri döner.