ŞEHİT ANNESİNİN VAKUR DURUŞU

Abone Ol

Meşhur Dağlıca kimlerin hafızalarında yer almadı ki…
Hain kurşunlar onlarca yavrumuzu elimizden alırken, kimlerin yüreklerine ateş düşürmedi ki… 2012 Haziran ayındaki haberin hüznü, ailenin üzerinde daha dün yaşanmış gibi tazeydi.
O anneyle yüzleşemem, dayanamam, çok duygusalım deme lüksüne sahip değiliz. Şehit annelerinin yarasına ne kadar merhem olunur bilemeyiz ama kendilerini anlayacak insanları bekliyorlar. Düşen ateş geniş çevreyi sarsa bile yangının merkezinde onlar var.
Hiçbir ananın ağlamasından yana olmayan; evlat acısını derinlemesine yaşayan o anne, lösemiden 11 yaşında bir çocuk kaybettiğimizi öğrenince duraksıyor.
O haliyle, en ileri derecede acıyı yaşayan anne empati yapıyor anında.
Birisi hastalıktan diğeri vatan uğruna evladından ayrılan iki aile. On beş yıl önce Emrah’tan ayrılışımız burnumuzun direklerini sızlatırken, henüz iki yıl önce hain saldırıyla evladından ayrılan annenin duyguları nasıldı acaba?
Acıyı paylaşmaya gittiğimiz evde, bizi teselli ediyor çocuklarıyla…
Şehitlik ise çok ama çok farklı bir mertebe.
Ülkenin istikbali ve milletin bağımsızlığı uğruna kurşun yemek.
Kimin adına şehit olunuyor, iyi irdelenmeli.
Oğlunun ruhunu teslim ettiği bölgeyi gezdiğini söylüyor anne. Genelkurmay misafir etmiş şehidimizin annesini ve ablasını. Oğlunun kahramanca çatıştığını gururla anlatırken, mevzide patlatılan bombayla oğlunun şahadet şerbeti içtiğini kendisinden öğreniyoruz. Bir şey sormasak da anlatıyor: Genelkurmay sağ olsun bizimle yakından ilgilendi. Issız, adeta kuş uçmaz kervan geçmez arazileri görünce içim sızladı. Oğlum şehit olduktan iki yıl sonra Şırnak ta asker yeğenimi haberimiz olmadan getirmişlerdi. Asker kıyafetiyle bizleri karşılayan yeğenime sarıldığımda üzerinde sanki oğlumun kokusu vardı.
Allah kimseye böyle duyguları yaşatmasın. Çocuğunun şehit olduğu mevzideki sürpriz karşılamanın duygulardaki yankısını tahayyül etmek zordu.
Albüm haline getirilen resimleri bizlere de gösterdiler.
Duygu sağanağında, sohbetin geri kalanı daha da dikkat çekiciydi.
Bir teröristin annesiyle tanıştırdılar bizi.” dedi.
Karşı cephelerdeymiş gibi gözüken insanlar…
Duygularını tüm çıplaklığıyla anlatıyor şehidimizin annesi: “O annedeki samimiyeti hissettim, çok dertliydi o da. Zaten oradaki çocukları çeşitli vaatlerle kandırıp götürüyorlar. Bizimle konuşmaya yüzü olmayan, mahcubiyet içindeydi. Gözlerinde yaşlarla, aldığı lokma boğazından geçmiyordu. Türkçeyi konuşamayan anneyle sarıldık birbirimize. Çocuğu için kolları, bacakları parçalansın diye beddua ediyor, bizim de evlatlarımıza sağ salim kavuşmamız için dua ediyordu. O da gözyaşı döken, acılar içinde bir anneydi.”
Şehit çocuğuna kavuşmayı başka bir âleme erteleyen anneyle, çocuğunu yokluğa mahkûm eden annenin buluşması; bize çok şey anlatıyor.
Şehidimize tanzim edilen odadaki manevi atmosferi haftaya bu köşede anlatmaya devam edeceğim.